Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/18143 E., 2017/478 K. sayılı kararında, şantaj suçunda (TCK m.107/1) 'adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin gösterilmesi' zorunluluğunu ve 'adlî para cezasının takside bağlanmaması ile ödenmeme halinde ihtarda bulunulmaması' durumlarını TCK 52/4 bağlamında değerlendiriniz.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/18143 E., 2017/478 K. sayılı kararında, şantaj suçundan hüküm kurulurken adli para cezasıyla ilgili önemli eksiklikler tespit edilmiştir. Karara göre: **1. Adli Para Cezasının Belirlenmesi:** Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar) ilamında da belirtildiği üzere, kanun maddesi hapis cezası yanında adli para cezası da öngördüğünde, hapis cezası alt sınırdan belirlense dahi, adli para cezasının alt sınırdan verilmesi mutlak zorunluluk olmasa da, alt sınırdan uzaklaşmanın **yasal gerekçelerinin** gösterilmesi zorunludur. Somut olayda, hapis cezası alt sınırdan verilirken, adli para cezasının alt sınır olan 5 gün yerine 100 gün olarak belirlenmesinde ayrıca gerekçe gösterilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. **2. Adli Para Cezasının Taksitlendirilmesi ve İhtar:** TCK madde 52/4'e göre, hakim, kişinin ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak adli para cezasının ödenmesi için bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir (taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz). En önemlisi, kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilmelidir. Kararda, adli para cezasının takside bağlanmaması ve ödenmeme durumunda bu ihtarda bulunulmaması da hukuka aykırı bulunmuştur. Bu durumlar, cezanın bireyselleştirilmesi ve sanığın hukuki durumu üzerindeki etkileri açısından önem taşımaktadır.