Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/2321 E., 2015/17572 K. sayılı kararında, sanığın 'şantaj' ve 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesinin gerekçesini, TCK'daki 'gerçek içtima' kuralı ve suçların 'bağımsız' niteliği üzerinden değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310195

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/2321 E., 2015/17572 K. sayılı kararında, sanığın mağdura karşı hem 'şantaj' hem de 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçlarını işlediği bir olayda, her iki suçtan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda, TCK'ya hakim olan **gerçek içtima** kuralı gereğince, sanığın sübut bulan birbirinden bağımsız iki eyleminden dolayı şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Yerel mahkeme, şantaj suçunun oluşması için açıklanacağı tehdidinde bulunulan hususların özel hayat kapsamında kalmasının ve ifşa edilmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat kararı vermişti. Ancak Yargıtay, şantaj suçunun unsurları ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun unsurlarının farklı olduğunu, her bir suçun kendine özgü hukuki menfaatleri koruduğunu ve bağımsız suçlar olduğunu belirtmiştir. Şantajda, bir yarar sağlamak amacıyla tehdit varken; özel hayatın gizliliğini ihlalde, özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin rıza dışı kaydedilmesi veya ifşa edilmesi eylemi vardır. Sanık her iki fiili de ayrı ayrı gerçekleştirmiş ve bu fiiller birbirinden bağımsız sonuçlar doğurmuştur. Bu nedenle, her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırma, gerçek içtima ilkesine uygun bulunmuştur.