Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2018/5192 E., 2019/11361 K. sayılı kararında, eski sevgiliye yönelik 'uygunsuz görüntüleri yayımlama' tehdidi içeren eylemin neden şantaj suçu (TCK m.107/2) değil de tehdit suçu (TCK m.106/1-2) olarak nitelendirilmesi gerektiğini açıklayınız. Özellikle şantaj suçundaki 'yarar sağlama' unsurunun önemini vurgulayınız.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2018/5192 E., 2019/11361 K. sayılı kararında, sanığın eski sevgiliye yönelik 'elimde uygunsuz görüntülerin var, bu resimleri Uludağ Üniversitesi sitesine koyacağım, Esentepe mahallesine sokaklara asacağım' şeklindeki eylemi incelenmiştir. Karar, bu eylemin TCK madde 107/2'de düzenlenen şantaj suçunu oluşturmadığına hükmetmiştir. Gerekçe şudur: Şantaj suçunun maddi unsuru, mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verebilecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidini mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp **kendisine veya bir başkasına yarar sağlamaktır**. Somut olayda, sanığın 'yarar sağlama'ya yönelik hareket ettiğine dair bir delil bulunmadığı, katılandan herhangi bir menfaat talebi olmadığı, sadece önceki erkek arkadaşı olması nedeniyle sinirlenerek katılanı tehdit ettiği tespit edilmiştir. Bu durumda, şantaj suçunun 'yarar sağlama' unsuru gerçekleşmediğinden, eylemin bir bütün halinde TCK madde 106/1-2'de düzenlenen **tehdit suçunu** oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu karar, şantaj ile tehdit suçları arasındaki temel farkın, fiilin amacında yattığını açıkça ortaya koymaktadır; şantajda mutlaka bir çıkar sağlama amacı bulunması gerekirken, tehditte sadece korkutma ve irade özgürlüğünün ihlali yeterlidir.