Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3571 E., 2016/4396 K. sayılı kararında bankacılık zimmeti suçunda (5411 sayılı Kanun m.160) 'sahtecilik' suçunun ayrıca hükme konu edilmemesi gerektiği ilkesinin gerekçesini açıklayınız. Bu durumun ceza hukukundaki 'içtima' kurallarıyla ilişkisini değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310192

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3571 E., 2016/4396 K. sayılı kararında, bankacılık zimmeti suçunda, zimmet eylemlerini gerçekleştirirken sahte belgeler düzenlenmesi fiillerinin zimmet suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği ve fail hakkında ayrıca sahtecilik suçundan hüküm kurulmaması gerektiği belirtilmiştir. Bu ilke, bankacılık zimmeti suçunun **özel norm** niteliğinde olmasından ve sahtecilik fiilinin, zimmet suçunun açığa çıkmamasını sağlayan **hileli davranışın bir parçası** olarak kabul edilmesinden kaynaklanır. Ceza hukukundaki **içtima (suçların birleşmesi)** kuralları çerçevesinde, eğer bir suçun işlenmesi sırasında işlenen başka bir fiil, o suçun kanuni tanımında bir unsur veya ağırlaştırıcı neden olarak yer alıyorsa, fail sadece asıl suçtan cezalandırılır, diğer suçtan ayrıca hüküm kurulmaz. Bankacılık zimmeti suçunda, sahtecilik fiilleri genellikle zimmetin açığa çıkmasını engellemek amacıyla yapıldığından, bu fiiller zimmet suçunun nitelikli halinin gerçekleşmesini sağlayan hileli davranışlar olarak zimmet suçu içinde erir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2019/10764 E., 2020/10207 K. sayılı kararında da bu durum 'sahtecilik fiillerinin de zimmet suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği' belirtilerek pekiştirilmiştir.