Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2015/10073 E., 2016/8792 K. sayılı kararında, şantaj suçunda (TCK m.107/2) 'yarar sağlama' unsurunun ne şekilde gerçekleştiğinin gerekçeli kararda yeterince tartışılmaması ve adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılmasında gerekçe gösterilmemesi hususlarını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310188

Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2015/10073 E., 2016/8792 K. sayılı kararında, sanığın mağdura gönderdiği 'çıplak videolar çekmiyorum... ben de çok şey var bak bunları düşmanların yada ailenin eline geçmesi iyi olur mu' şeklindeki mesajın şantaj suçunun unsuru olarak kabul edildiği bir olayda, yerel mahkemenin 'yarar sağlama' unsurunun ne surette gerçekleştiğini yeterince tartışmaması bozma nedeni sayılmıştır. Şantaj suçunun maddi unsuru, TCK madde 107/2'ye göre 'kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla' bir tehditte bulunmaktır. Gerekçeli kararda bu amacın somut olaydaki tezahürünün açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Eğer tehdit ile talep edilen yarar arasındaki bağlantı net değilse veya yarar sağlama amacı somut delillerle desteklenmiyorsa, suçun yasal unsuru oluşmayabilir. Ayrıca kararda, sanık hakkında hükmolunan hapis cezası alt sınırdan belirlenmesine rağmen adli para cezasının alt sınırın üzerinde (30 gün yerine 5 gün) tayin edilmesinde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmemesi de bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre (2007/10-108 E., 2007/152 K.), hapis cezası alt sınırdan tayin edildiğinde adli para cezasının da alt sınırdan verilmesi mutlak bir zorunluluk olmasa da, alt sınırdan uzaklaşılması halinde mutlaka gerekçe gösterilmesi zorunludur. Bu, cezanın bireyselleştirilmesi ve keyfiliğin önlenmesi ilkesinin bir gereğidir.