Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/12160 E., 2014/34028 K. sayılı kararında, şantaj suçunda (TCK m.107/2) 'yarar sağlama' unsurunun yokluğunun beraat nedeni sayılmasına ilişkin gerekçeyi ve 'görüntülerin gerçekte var olup olmadığı' veya 'şantaj içeren söz kullanılmadığı' gibi savunmaların hukuki değerini tartışınız.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/12160 E., 2014/34028 K. sayılı kararında, şantaj suçunda TCK madde 107/2'deki 'yarar sağlama' unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmiştir. Kararda, sanığın katılanlara 'çocuklara cinsel istismarda bulunduklarına dair elinde mevcut görüntü ve belgeleri basına vereceğini' belirterek şikayetlerinden ve tanıklıktan vazgeçmelerini ilettiği sözlü mesajların tanık anlatımlarıyla doğrulandığı kabul edilmiştir. Ancak yerel mahkeme, 'görüntülerin gerçekte var olup olmadığının belli olmadığı', 'konuşma içeriğinde şantaj içeren herhangi söz kullanılmadığı' ve 'sanığın test amaçlı olarak yaptığını söylediği' gerekçeleriyle beraat kararı vermiştir. Yargıtay, bu gerekçelerin 'kanuni olmayan ve dosya içeriğindeki kanıtlarla uyumsuz' olduğunu belirterek hükmü bozmuştur. Zira şantaj suçunun oluşumu için, 'yarar sağlama' amacıyla bir kişinin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması yeterlidir. İsnada konu hususların gerçek olması gerekmediği gibi, failin elinde isnadı ortaya koyacak belge ve bilgi bulunması da şart değildir. Önemli olan, mağdura iletilen tehdidin, mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanılarak bir yarar elde etme veya bir davranışı zorlama amacını taşımasıdır. Dolayısıyla, yerel mahkemenin beraat gerekçeleri, şantaj suçunun unsurlarının yanlış yorumlanmasından kaynaklanmıştır.