Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3571 E., 2016/4396 K. sayılı kararında, gümrük vergilerini eksik ödemek suretiyle elde edilen kazancın 'Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu'nu (TCK m.282) oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesinde 'öncül suç'un niteliği (hapis cezası alt sınırı) kriterini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310186

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3571 E., 2016/4396 K. sayılı kararında, gümrük vergilerini eksik ödemek suretiyle elde edilen kazancın aklama suçunu oluşturup oluşturmadığı, 'öncül suç'un TCK 282'deki koşulları taşıyıp taşımadığına göre değerlendirilmiştir. Kararda, sanıkların gerçeğe aykırı düşük kıymetli faturalar ibraz ederek gümrük vergilerini eksik ödemek suretiyle röntgen filmleri ithal ettikleri, bu kazancı akladıkları iddia edilmiştir. TCK 282/1'deki aklama suçunun oluşabilmesi için, öncül suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırının (suç tarihi itibarıyla) bir yıl veya daha fazla olması gerektiği belirtilmiştir (5918 sayılı Kanun değişikliği öncesi). Somut olayda, başlangıçta 'kaçakçılık' suçuna ilişkin öncül suçun adli para cezası gerektirmesi nedeniyle aklama suçunun unsurları oluşmadığı düşünülmüşken, yargılamanın ilerleyen aşamasında aynı eylem nedeniyle 'sahtecilik' suçundan (765 sayılı TCK 342/1) de dava açıldığı ve bu suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırının iki yıl hapis cezası olması karşısında, aklama suçunun oluştuğuna karar verilmiştir. Bu karar, aklama suçunun oluşumu için 'öncül suç'un cezasının niteliğinin kritik bir öneme sahip olduğunu ve suç vasfının doğru tespit edilmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır.