Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2014/36549 E., 2017/6505 K. sayılı kararında, suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının TCK 50/3 uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmesi zorunluluğunu ve zorunlu müdafiilik ücretlerinin SSÇ'ye yükletilememesi ilkesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesi bağlamında açıklayınız.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2014/36549 E., 2017/6505 K. sayılı kararı, suça sürüklenen çocuklar (SSÇ) hakkında verilen hükümlerde önemli iki noktaya değinmiştir: **1. Kısa Süreli Hapis Cezasının Seçenek Yaptırıma Çevrilmesi Zorunluluğu:** Kararda, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan ve fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış olan SSÇ hakkında hükmolunan 7 ay 23 gün hapis cezasının, TCK madde 50/3 gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmemesi bozma nedeni sayılmıştır. TCK madde 50/3, kısa süreli hapis cezalarının (bir yıl ve altında) çocuklar ve daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş kişiler için seçenek yaptırımlara çevrilmesinin zorunlu olduğunu belirtir. Bu, çocukların ve ilk kez suç işleyenlerin topluma yeniden kazandırılması amacıyla getirilmiş bireyselleştirme ilkesinin bir yansımasıdır. **2. Zorunlu Müdafi Ücretinin Yükletilememesi:** Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesi ve CMK 150/2. maddesi uyarınca, SSÇ'yi savunmak üzere görevlendirilen bir avukatın (zorunlu müdafii) ücretinin, mali olanaklardan yoksun olduğu anlaşılan SSÇ'ye yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi açıkça aykırı bulunmuştur. Zorunlu müdafii ücretleri, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanır. Bu durum, adil yargılanma hakkının ve ücretsiz hukuki yardım ilkesinin çocuklara özel önemle uygulanmasını sağlar.