TCK 141'deki hırsızlık suçunun 'uzlaşma' kapsamına alınmasının hukuki sonuçlarını, özellikle 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle CMK 253'te yapılan değişiklikler bağlamında ve TCK 7/2'deki 'lehe kanun' ilkesi çerçevesinde değerlendiriniz.
Hırsızlık suçu (TCK 141), 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasına dahil edilerek uzlaşma kapsamına alınmıştır. Bu durumun hukuki sonuçları şunlardır: **1. Uzlaştırma Zorunluluğu:** Artık TCK 141'de tanımlanan basit hırsızlık suçları için soruşturma ve kovuşturma aşamalarında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması zorunludur. Uzlaşma sağlanırsa, kamu davası düşer. **2. Lehe Kanun İlkesi:** TCK madde 7/2 uyarınca, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Bu nedenle, 6763 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce işlenen TCK 141 kapsamındaki hırsızlık suçları için de uzlaştırma hükümleri uygulanmalıdır. Bu, sanığın (veya suça sürüklenen çocuğun) yargılama sürecinde daha hafif bir yaptırımla karşılaşmasına veya davanın düşmesine yol açabilir (Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2017/509 K., Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2017/6509 K.). Ancak, hırsızlık fiilinin nitelikli hallere (örneğin TCK 142) girmesi durumunda (örneğin gece vakti işlenmesi), uzlaşma kapsamı dışına çıkacağı unutulmamalıdır.