Yargıtay'ın 'Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu'nda (TCK m.282) 'bekletici sorun' kararı verme yetkisine ilişkin görüşünü, Cumhuriyet savcısının bu yetkiye sahip olup olmadığı ve CMK'nın 218. maddesi kapsamındaki değerlendirmeyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310179

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/450 E., 2016/367 K. sayılı kararında, aklama suçuyla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının 'bekletici sorun' kararı verme yetkisi tartışılmıştır. Kararda, gerek 1412 sayılı CMUK'nın 255. maddesi gerekse 5271 sayılı CMK'nın 218. maddesi metinleri, gerekçeleri ve konuluş amaçları karşılaştırıldığında, bekletici meseleye karar verme yetkisinin yalnızca **mahkemelere** ait olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Madde metinlerinde 'mahkeme' tanımının geçmesi, bu yetkinin Cumhuriyet Savcılığı'na bırakılamayacağının kanıtı olarak gösterilmiştir. Yargıtay, savcılık makamının bekletici sorun kararı vermesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve hukuken geçerli bir karar olmadığını, dolayısıyla TCK 67. maddesi kapsamında 'zamanaşımını durduran' kararlardan sayılamayacağını belirtmiştir. Ayrıca, savcılığın aklama suçu için öncü suçun kesinleşmesini beklemesine gerek olmadığı, CMK 170/2 gereği yeterli şüphe varsa iddianame düzenleyebileceği de ifade edilmiştir. Bu karar, muhakeme hukukundaki yetki ayrımını ve ceza yargılamasında 'kanunilik' ilkesinin katı yorumunu pekiştirmektedir.