5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 47. maddesinde düzenlenen disiplin soruşturması süreçlerindeki süre kısıtlamalarını (başlama, tamamlama, karar bağlama) ve bu sürelere riayet edilmemesinin disiplin cezasının sıhhatine etkisini Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2017/26 K. sayılı kararı bağlamında tartışınız. Özellikle 'gecikme nedeniyle oluşacak mağduriyetin giderilmesi' ilkesini açıklayınız.
5275 sayılı Kanun'un 47. maddesi, disiplin soruşturması süreçleri için belirli süre kısıtlamaları getirir. Madde 47/2'ye göre eylemlerin öğrenilmesinden itibaren derhal ve en geç iki gün içinde soruşturmaya başlanır. Madde 47/3'e göre soruşturma en geç yedi gün içinde tamamlanır ve rapor disiplin kuruluna sunulur; bu süre infaz hakiminin onayıyla yedi güne kadar uzatılabilir. Madde 47/5'e göre ise disiplin kurulu en geç üç gün içinde karar bağlar. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2017/26 K. sayılı kararında, hükümlünün firar eylemini 15/05/2015 tarihinde gerçekleştirmesine rağmen muhakkik görevlendirmesinin 27/05/2015 tarihinde yapıldığı, yani iki günlük sürenin ihlal edildiği bir olay incelenmiştir. Kararda, soruşturmaya geç başlanmasının disiplin cezasının sıhhatine doğrudan engel olmayacağı, ancak bu gecikmenin cezanın geç infaz edilmesine neden olacağı ve hükümlüden kaynaklanmadığı için ona yükletilemeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle, disiplin soruşturmasına başlama süresindeki bu gecikme nedeniyle, cezanın silinmesi için gereken sürenin uzamasından dolayı oluşacak mağduriyetin, mahkemesince disiplin cezasının infaz edilme tarihinin öne çekilmesi suretiyle giderilebileceği kabul edilmiştir. Bu, usul kurallarına aykırılığın her zaman doğrudan cezanın iptaline yol açmayacağı, ancak mağduriyetin giderilmesi prensibinin esas alınması gerektiğini gösterir.