5411 sayılı Bankacılık Kanunu madde 160'ta düzenlenen bankacılık zimmeti suçunda, suç ve cezanın tespiti için 'zararın' belirlenmesinin zorunluluğunu, bu zararın nasıl hesaplandığını ve ceza mahkemesinin bu konudaki görevini Yargıtay içtihadı bağlamında değerlendiriniz.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu madde 160, bankacılık zimmeti suçunun cezalandırılmasında bankanın uğradığı zararın tazminine de hükmedilmesini öngörür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2018/61 E., 2022/53 K.) kararına göre, ceza mahkemesi zimmet suçuna ilişkin yargılama sırasında, suçun ve cezanın tespiti için zorunlu olarak 'zararı' belirlemek zorundadır. Bu, usul ekonomisi gereğince ceza mahkemesinin sanığın cezalandırılmasının yanı sıra, hukuk mahkemesi yerine geçerek banka zararının tespit edilmiş olması nedeniyle oluşan zararın tazminine de karar vermesini öngörür. Zararın tespiti, bankacılık faaliyetinin uzmanlık gerektirmesi nedeniyle uzman bilirkişiler marifetiyle yapılır. Zarar miktarının hesaplanmasında, sanığın faiz ve diğer masraflar hariç katılan bankaya verdiği **net zarar**, yani mal edinmek amacıyla sağladığı yarar miktarı esas alınır. Bu miktardan sanığın bankaya ödediği ve bankanın herhangi bir şekilde tahsil ettiği tutarlar düşülür. Nitelikli zimmette ise, adli para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz ve zarar ödenmezse mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur. Bu durum, Anayasa Mahkemesi tarafından da Anayasa'ya uygun bulunmuştur (AYM 2014/103 E. 2014/199 K.).