TCK madde 309/2'de yer alan 'Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur' hükmünün 'amaç suç' (TCK 309) ve 'araç suç' kavramları arasındaki ilişkiyi nasıl düzenlediğini, Yargıtay içtihadı çerçevesinde açıklayınız. Bu kuralın 'cezaların şahsiliği' ilkesiyle ilişkisini tartışınız.
TCK madde 309/2, Anayasayı ihlal suçunun işlenmesi sırasında başka suçların (araç suçlar) işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı ayrıca cezaya hükmolunacağını düzenlemektedir. Bu hüküm, Anayasayı ihlal suçunu (amaç suç) bir bileşik suç olmaktan çıkarıp, amaç suçun gerçekleştirilmesi için işlenen diğer suçlardan bağımsız bir cezalandırma öngörmüştür. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/1076 E., 2015/1932 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, araç fiil olarak ifade edilen ve maddede belirtilen amaçlara yönelmiş olan adi suç niteliğindeki kasten öldürme, yaralama, yağma, mala zarar verme vb. fiillerin işlenmesindeki gaye, kamu düzenini bozmak, kamu otoritesini zayıflatmak, toplumda kargaşa yaratmaktır. Bu araç fiillerle ortaya çıkan yakın netice değil, bu fiilin toplum üzerinde meydana getirdiği etki (uzak netice) önem arz eder. Yargıtay, TCK'nın 20/1 maddesindeki 'cezaların şahsiliği' ilkesini gözeterek, örgüt mensuplarının örgütteki konumu ve fiilinin niteliğine göre ayrı ayrı suç tanımlamaları yaparak dengeli bir sorumluluk rejimi belirlemiştir. Örgütün nihai amacını bilen her mensubun her eylemden dolayı TCK 309'dan cezalandırılmasının mümkün olmadığı, TCK 309'daki suça iştirak için örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli nitelikteki belirli bir araç fiil bakımından iştirak iradesi ve nedensel katkı gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2017/3800 E., 2018/957 K.)