Şantaj suçu (TCK m.107) ile tehdit suçu (TCK m.106) arasındaki temel ayrım noktalarını ve bu ayrımın Yargıtay içtihatları ile nasıl yapıldığını örnek kararlar üzerinden açıklayınız.
Şantaj suçu (TCK m.107) tehdit suçunun (TCK m.106) özel bir görünümüdür, ancak aralarında önemli farklar bulunur. Temel ayrım, tehdidin amacı ve niteliğindedir. **Tehdit suçu (TCK m.106)**, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştireceğinden bahisle korkutmayı veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair kötülük edeceğinden bahisle korkutmayı içerir. Buradaki tehdit doğrudan bir kötülük yapma amacına yöneliktir ve çoğu zaman bir 'yarar sağlama' amacı taşımaz veya bu amaç fiilin ana unsuru değildir. **Şantaj suçu (TCK m.107)** ise, tehditle bir 'haksız çıkar' sağlamayı veya mağduru 'kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya/yapmamaya' zorlamayı amaçlar. Özellikle TCK m.107/2'de, mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidiyle bir yarar sağlamak amaçlanır. Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre (örneğin Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2019/5989 E., 2021/28441 K.; 2014/33520 E., 2018/20175 K.), 'hayata ya da vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit' içeren eylemler, failin 'yapmaya hakkı olduğu bir eylem' niteliğinde olmadığından şantaj değil, tehdit suçunu oluşturur. Örneğin, 'seni öldürürüm' demek tehdit iken, 'bana para vermezsen uygunsuz görüntülerini yayımlarım' demek şantajdır. Şantajda, tehdit edilen şeyin açıklanmasıyla failin bir çıkar sağlaması esasken, tehdit suçunda sadece korkutma ve irade hürriyetinin ihlali yeterlidir.