5275 sayılı Kanun’un 14/4 maddesi ve Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 12/1-b maddesindeki 'firar edenlerin kapalı kurumlara iadesi' hükmünün, adli para cezasından çevrilmiş hapis cezasını doğrudan açık ceza infaz kurumunda infaz eden hükümlüler açısından uygulanıp uygulanamayacağını, kıyas yasağı ilkesini de göz önünde bulundurarak Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/6177 E., 2017/90 K. sayılı kararı bağlamında analiz ediniz.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/6177 E., 2017/90 K. sayılı kararında, adli para cezasından çevrilmiş hapis cezasını doğrudan açık ceza infaz kurumunda infaz etmekte iken firar eden hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna iadesi meselesi tartışılmıştır. Daire, 5275 sayılı Kanun'un 14/4. maddesi ve Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 12/1-b maddesindeki 'iade edilir' ibaresinin, kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılanları kapsadığını, ancak doğrudan açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmeye başlayanları kapsadığına dair açık bir açıklamanın bulunmadığını belirtmiştir. Ceza hukukunda sanık aleyhine kıyasın yasak olmasının kanunilik ilkesinin doğal sonucu olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 2/3. maddesindeki 'Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz' düzenlemesinin disiplin cezaları için de geçerli olacağı kabul edilerek, mevzuatta bu yönde açık bir hüküm bulunmadığından firar eden bu kategorideki hükümlünün kapalı kuruma gönderilemeyeceğine karar verilmiştir. Bu karar, kıyas yasağı ilkesinin disiplin hukuku alanındaki titiz uygulamasını göstermektedir.