5237 sayılı TCK'nın 67. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımını kesen nedenlerin, iştirak halinde işlenen suçlarda diğer sanıklar üzerindeki 'sirayet' etkisini, 'nesnel sistem' ve 'öznel sistem' ayrımı bağlamında, Yargıtay'ın güncel içtihatları ışığında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #310123

5237 sayılı TCK'nın 67/2. maddesi, dava zamanaşımını kesen nedenleri; şüpheli/sanıklardan birinin savcı huzurunda ifade alınması/sorguya çekilmesi, hakkında tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi ve mahkumiyet kararı verilmesi olarak saymıştır. Mülga 765 sayılı TCK'nın 106. maddesindeki 'sirayet' hükmü, 5237 sayılı TCK'da doğrudan yer almasa da, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (örneğin 2018/587 E., 2021/61 K.) kararlarına göre, 5237 sayılı TCK'da 'dava zamanaşımının sirayeti' ilkesinin benimsendiği ve fiili esas alan 'nesnel sistem'in (objektif kriter) kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu sistemde, zamanaşımının kesilmesi kişiye değil, suç konusu fiile ilişkindir. Dolayısıyla, iştirak halinde bir suç işlendiğinde, şeriklerden biri hakkında madde metninde sayılan işlemler yapılmışsa, haklarında işlem yapılmamış olan diğer şerikler hakkında da dava zamanaşımı süresi kesilmiş sayılır. Bu durum, eski Kanun'daki 'öznel sistem'den (kesilmenin şahsiliği) farklılık arz eder ve bir suçun bütün failleri için hukuki takibatın devamlılığını sağlar.