Boşanma davasında, davalı erkeğe kusur olarak yüklenen 'tehdit' vakıasından sonra tarafların birlikte yaşamaya devam etmesi, hukuken nasıl bir sonuç doğurur? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/24092 E. sayılı kararı bu durumu nasıl değerlendirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30985

Boşanma davalarında, bir eşin diğerinin kusurlu davranışını affetmesi veya en azından hoşgörüyle karşılaması, o kusurlu davranışın artık boşanma sebebi olarak ileri sürülememesi sonucunu doğurur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, kusurlu bir olaydan sonra tarafların evlilik birliğini devam ettirmeleri, kural olarak önceki olayların affedildiği, en azından hoşgörüyle karşılandığına karine teşkil eder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/24092 E. sayılı kararında da bu ilke uygulanmıştır. Mahkemece davalı erkeğe kusur olarak yüklenen 'tehdit' vakıasından sonra tarafların birlikte yaşamaya devam ettikleri tespit edildiğinden, Yargıtay, 'bu vakıa yönünden kadının erkeği affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulü gerektiğini' ve bu nedenle tehdit vakıasının artık erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtmiştir. Bu durum, affedilen veya hoşgörülen olayların boşanma davasında kusur belirlemesine esas alınamayacağı kuralının bir yansımasıdır.