HMK m. 129/1-d, cevap dilekçesinde 'Davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri'nin bulunmasını şart koşar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/16013 E. sayılı kararında, davacının dava dilekçesinde dayanmadığı vakıaların mahkemece dikkate alınamayacağı belirtilmiştir. Bu ilke davalı için de geçerli midir? Davalının cevap dilekçesinde hiç bahsetmediği bir vakıayı (örneğin, 'davacının da kendisine hakaret ettiği' vakıasını) daha sonra tahkikat aşamasında tanık beyanlarıyla ispatlamaya çalışması mümkün müdür?
Evet, HMK m. 25'te düzenlenen 'taraflarca getirilme ilkesi' ve buna bağlı olarak vakıaların dilekçelerde bildirilmesi zorunluluğu, sadece davacı için değil, davalı için de geçerlidir. HMK m. 129/1-d, bu ilkenin davalı yönünden yansımasıdır. Davalının, savunmasının temelini oluşturan tüm maddi vakıaları cevap dilekçesinde açıkça ve sıra numarası altında bildirmesi gerekir. Davalının cevap dilekçesinde hiç bahsetmediği bir vakıayı (örneğin 'davacının da kendisine hakaret ettiği' vakıasını) daha sonra tahkikat aşamasında tanık beyanlarıyla ispatlamaya çalışması, kural olarak mümkün değildir. Bunun nedeni 'savunmanın genişletilmesi yasağı'dır (HMK m. 141). - **Dilekçelerin Teatisi Aşaması:** Taraflar, iddia ve savunmalarını ve bunlara dayanak olan vakıaları kural olarak dilekçelerin karşılıklı verildiği aşamada (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) tamamlamak zorundadırlar. - **Genişletme Yasağının Başlaması:** Bu aşama bittikten sonra, yani ön incelemeden itibaren, taraflar karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah yoluna başvurmadan yeni bir vakıa ileri süremezler. - **Somut Olaya Uygulama:** Davalı, cevap dilekçesinde davacının kendisine hakaret ettiğinden hiç bahsetmemişse, bu vakıa davanın savunma çerçevesi dışındadır. Tahkikat aşamasında bu konuda tanık dinletmek istemesi, cevap dilekçesinde yer almayan yeni bir savunma vakıası ileri sürmek anlamına geleceği için 'savunmanın genişletilmesi' yasağına takılır. Mahkeme, davacının açık muvafakati olmadıkça bu tanığı dinleyemez ve bu vakıayı kusur değerlendirmesinde dikkate alamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/16013 E. sayılı kararındaki mantık, davalı için de birebir geçerlidir. (Bkz: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2016/16013, K: 2018/5196)