HMK m. 141/1, ön inceleme aşamasında iddia veya savunmanın ancak 'karşı tarafın açık muvafakati' ile genişletilebileceğini düzenler. Ancak aynı fıkranın devamında, 'Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir' hükmü yer almaktadır. Bu istisnanın hukuki mantığını, 'usuli hakların kötüye kullanılmasının önlenmesi' ve 'yargılamayı sürüncemede bırakma yasağı' ilkeleri açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30920

HMK m. 141/1'de yer alan bu istisnanın hukuki mantığı, bir tarafın usuli haklarını kötüye kullanarak veya pasif kalarak yargılamayı sürüncemede bırakmasını önlemek ve yargılamanın etkin bir şekilde ilerlemesini sağlamaktır. Bu istisnanın temelindeki ilkeler şunlardır: 1. **Yargılamayı Sürüncemede Bırakma Yasağı:** Ön inceleme duruşması, davanın yol haritasının çizildiği kritik bir aşamadır. Taraflardan birinin bu önemli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmaması, yargılamanın ilerlemesini engellemeye yönelik bir davranış olarak kabul edilebilir. Kanun koyucu, duruşmaya gelerek yargılamaya katkı sunan tarafı 'ödüllendirirken', gelmeyen tarafın bu pasifliğinden bir avantaj elde etmesini engellemek istemiştir. 2. **Usuli Hakların Kötüye Kullanılmasının Önlenmesi:** Bir taraf, ön inceleme duruşmasına kasten gelmeyerek, karşı tarafın potansiyel bir iddia veya savunma genişletmesini 'muvafakat etmeme' hakkını kullanarak engellemeye çalışabilir. Bu istisna, duruşmaya gelmeyen tarafın bu 'muvafakat etmeme' hakkını zımnen kaybettiğini varsayarak, bu tür bir kötüye kullanmanın önüne geçer. Duruşmada hazır bulunan ve sürece katkı sağlayan tarafın, diğer tarafın yokluğundan kaynaklanan bir kısıtlamayla karşılaşmaması sağlanır. 3. **Hukuki Dinlenilme Hakkının Dengelenmesi:** Normalde iddia ve savunmanın genişletilmesi, karşı tarafın savunma hakkını etkiler. Ancak mazeretsiz olarak duruşmaya gelmeyen taraf, kendi kusuruyla hukuki dinlenilme hakkını kullanmaktan vazgeçmiş sayılır. Kanun, bu durumda duruşmada hazır bulunan tarafın haklarını, gelmeyen tarafın (kendi ihmaliyle kullanmadığı) haklarına üstün tutarak bir denge kurar. Sonuç olarak bu istisna, yargılamaya katılımı ve ciddiyeti teşvik eden, bir tarafın yokluğunun diğer taraf için bir hak kaybına dönüşmesini ve yargılamanın kilitlenmesini engelleyen, usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkelerine hizmet eden önemli bir düzenlemedir. (Bkz: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2016/24092, K: 2018/10547 sayılı kararda atıf yapılan HMK m. 141)