AYM'nin 'süper temyiz mahkemesi' gibi davrandığı eleştirisine karşı 'FETÖ/PDY Yargılamalarında Kanunilik İlkesi' başlıklı makalede, AYM'nin denetiminin 'Anayasa'ya uygunluk denetimi' olduğu ve işin esasına girilmesinin bazı temel hakların (örn: ifade özgürlüğü, kanunilik ilkesi) doğası gereği zorunlu olduğu savunulmaktadır. Adil/dürüst yargılanma hakkı (CMK m. 148/3) denetimi ile diğer temel hak ve özgürlüklerin denetimi arasında, AYM'nin 'işin esasına girme' yetkisi açısından nasıl bir ayrım yapılmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30914

Makalede de belirtildiği gibi, AYM'nin 'işin esasına girme' yetkisi, denetlediği temel hakkın niteliğine göre farklılık göstermektedir. Bu ayrım, AYM'nin 'süper temyiz mahkemesi' olup olmadığı tartışmasının temelini oluşturur: 1. **Adil/Dürüst Yargılanma Hakkı Denetimi (Anayasa m. 36):** Bu hak, büyük ölçüde 'usule' ilişkindir. AYM, bu hak kapsamında bir denetim yaparken, derece mahkemesinin delilleri doğru takdir edip etmediği, suçun sübuta erip ermediği gibi 'işin esasına' ilişkin konulara kural olarak giremez. Bu konular, Yargıtay'ın görevi olan 'kanun yolu denetimi'nin alanıdır. AYM'nin bu alana girmesi, 'bariz takdir hatası' veya 'açıkça keyfilik' gibi istisnai durumlar dışında, kendisini bir süper temyiz mahkemesi konumuna getireceği eleştirisini haklı kılar. 2. **Diğer Temel Hak ve Özgürlüklerin Denetimi (Örn: İfade Özgürlüğü, Kanunilik):** Bu hakların denetimi ise, doğası gereği 'işin esasına' girmeyi zorunlu kılabilir. - **İfade Özgürlüğü (Anayasa m. 26):** Bir kişinin terör propagandası suçundan mahkumiyetinin ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediğini anlamak için AYM, suça konu ifadenin 'içeriğini', söylendiği bağlamı ve verilen cezanın 'ölçülülüğünü' incelemek zorundadır. Bu, doğrudan işin esasına girmektir. - **Kanunilik İlkesi (Anayasa m. 38):** Bir suçun unsurlarının 'öngörülemez ve genişletici' yorumlanıp yorumlanmadığını tespit etmek için AYM, derece mahkemesinin hangi delillere dayandığını, bu delillerden nasıl bir sonuca vardığını ve bu yorumun kanunun lafzına ve ruhuna uygun olup olmadığını değerlendirmek zorundadır. 'Hasan Sarıcı' ve 'Yahya Turgut' kararlarında yaptığı tam olarak budur. Sonuç olarak, AYM adil yargılanma hakkı denetiminde esasa girmekten kaçınırken, diğer maddi temel hakların denetiminde, o hakkın korunması için zorunlu olduğu ölçüde işin esasına girebilir ve girmelidir. Bu durum, onu bir 'süper temyiz mahkemesi' yapmaz, aksine Anayasa'nın üstünlüğünü ve temel hakları koruma görevini yerine getiren bir 'anayasa yargısı organı' yapar. (Bkz: sen.av.tr, 'FETÖ/PDY Yargılamalarında Kanunilik İlkesi...' makalesi)