5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun (TVK) 12. maddesinde düzenlenen istisnai vatandaşlık kazanma yolları ile 11. maddesinde düzenlenen genel yolla vatandaşlık kazanma şartları (beş yıl ikamet, yeteri kadar Türkçe bilme, iyi ahlak vb.) arasındaki temel farklar nelerdir? TVK m. 12'nin, m. 11'deki şartları aramamasının ardındaki kanun koyucunun amacı ne olabilir? Bu durum, vatandaşlık statüsünün eşitliği ilkesi açısından bir sorun teşkil eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30909

TVK m. 11'de düzenlenen genel yolla vatandaşlık kazanma ile m. 12'de düzenlenen istisnai yolla kazanma arasındaki temel fark, başvuran kişide aranan şartlardır. **Temel Farklar:** 1. **Genel Yol (m. 11):** Bu yol, Türkiye'ye yerleşmiş, ülkeyle sosyal ve kültürel bir entegrasyon sağlamış veya sağlama potansiyeli olan yabancılar için öngörülmüştür. Bu nedenle; - Kesintisiz beş yıl ikamet, - Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, - Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, - İyi ahlak sahibi olmak, - Geçimini sağlayacak gelire sahip olmak gibi, kişinin ülkeyle olan bağını ve uyumunu gösteren objektif ve sübjektif şartlar aranır. 2. **İstisnai Yol (m. 12):** Bu yol ise, kanun koyucunun belirli niteliklere sahip yabancıları, ülkeye olan potansiyel veya mevcut katkılarını veya özel durumlarını gözeterek, genel yoldaki uzun ve teferruatlı sürece tabi tutmadan vatandaşlığa kabul etmeyi amaçladığı durumlardır. Bu nedenle, m. 11'deki ikamet, dil, geçim gibi şartlar aranmaz. Aranan tek temel şart, 'milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halin bulunmaması'dır. **Kanun Koyucunun Amacı:** Kanun koyucunun amacı, Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren, bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen veya geçeceği düşünülen, vatandaşlığa alınması zaruri görülen (örn: Turkuaz Kart sahipleri, yatırımcılar) kişileri bürokratik engellere takılmadan ve bekleme sürelerine tabi olmadan hızlı bir şekilde vatandaşlığa alarak ülkeye kazandırmaktır. Bu, bir nevi 'beyin göçünü tersine çevirme' veya 'doğrudan yabancı yatırımı teşvik etme' politikasıdır. **Eşitlik İlkesi Açısından Değerlendirme:** Bu durum, ilk bakışta vatandaşlık statüsünün eşitliği açısından bir sorun teşkil ediyor gibi görünebilir. Yıllarca Türkiye'de yaşayan, dilini öğrenen bir yabancının tabi olduğu şartlarla, yatırım yapan bir yabancının tabi olduğu şartlar arasında büyük bir fark vardır. Ancak bu farklı muamele, 'aynı durumda olanlara aynı, farklı durumda olanlara farklı kuralların uygulanması' şeklindeki Anayasal eşitlik anlayışına dayandırılabilir. Kanun koyucu, ülkeye olağanüstü katkı sağlama potansiyeli olan veya büyük yatırım yapan kişileri, diğer yabancılardan 'farklı bir hukuki durumda' kabul ederek onlara özel bir yol tanımıştır. Bu farklı muamelenin 'makul ve objektif bir nedene' dayanıp dayanmadığı ise siyasi ve hukuki bir tartışma konusudur. (Bkz: TVK m. 11 ve m. 12 karşılaştırması)