Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/19711 E. sayılı kararında, dava dilekçesinde tanık deliline açıkça dayanmayan davacı-karşı davalı erkeğin tanıklarının dinlenerek kadına kusur yüklenmesi usule aykırı bulunmuştur. Bu kararı, HMK m. 119/1-f ('iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği') hükmü ve 'delillerin özgülenmesi (hasrı)' prensibi açısından analiz ediniz. Bu prensip, yargılamanın hangi aşamasına kadar ve ne şekilde işler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30896

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/19711 E. sayılı kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) benimsediği 'delillerin özgülenmesi (hasrı)' veya 'delillerin somutlaştırılması' ilkesinin önemli bir uygulamasını göstermektedir. HMK m. 119/1-f, davacının dava dilekçesinde dayandığı her bir vakıayı hangi delillerle ispat edeceğini 'açıkça' göstermesini zorunlu kılar. Aynı zorunluluk davalı için HMK m. 129/1-e'de öngörülmüştür. Bu düzenlemelerin amacı, tarafların dilekçelerin teatisi (karşılıklı verilmesi) aşaması tamamlandığında, uyuşmazlığın ve ispat araçlarının çerçevesini net bir şekilde çizmektir. 'Delillerin özgülenmesi' prensibi şu anlama gelir: Taraflar, kural olarak dilekçelerinde belirttikleri delillerle bağlıdırlar. Dilekçede açıkça 'tanık' deliline dayanılmamışsa, sonradan bu delile başvurulamaz. Karardaki olayda da davacı-karşı davalı erkek, dilekçelerinde tanık deliline dayanmadığı halde mahkemece tanıklarının dinlenmesi, bu prensibin ve HMK'nın amir hükmünün ihlalidir. Bu prensip, dilekçelerin teatisi aşaması (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) sonunda işlemeye başlar. Bu aşamadan sonra, yani ön inceleme aşamasında, yeni bir delil ileri sürmek ancak HMK m. 141'de belirtilen istisnai hallerde (karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah gibi) mümkündür. Dolayısıyla, bir taraf dilekçesinde bir delile dayanmamışsa, o delili kullanma hakkını kural olarak kaybetmiş olur. Mahkemenin bu kuralı göz ardı ederek dayanılmayan bir delili kabul etmesi, hem usule aykırılık teşkil eder hem de karşı tarafın savunma hakkını zedeler. (Bkz: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2016/19711, K: 2018/7763)