Sahte içki nedeniyle ölüm olaylarında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09.09.2021 tarihli, 2019/314 E. sayılı kararında, bakkalında sahte içki imal edip satan sanığın eylemi 'olası kastla öldürme' olarak kabul edilmiştir. Buna karşın, CGK'nın 25.10.2022 tarihli, 2020/321 E. sayılı kararında, sahte içkiyi imal etmeyip sadece satan ve sattığı içkiden kimsenin zehirlenmemesinin verdiği güvenle hareket eden sanığın eylemi 'bilinçli taksirle öldürme' olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay'ın bu iki karar arasındaki farklı nitelemesinin temel sebebi nedir? Failin 'üretici' olması ile sadece 'satıcı' olması, manevi unsurun (kast/taksir) belirlenmesinde neden bu kadar belirleyici bir rol oynamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30895

Yargıtay'ın bu iki karar arasındaki farklı nitelemesinin temel sebebi, failin suç konusunun (sahte içkinin) tehlikelilik ve öldürücülük derecesine ilişkin 'bilgi ve öngörü seviyesi' ile bu öngörüye rağmen neticeye yönelik 'içsel tutumundaki' farklılıktır. 1. **Üretici Failin Durumu (Olası Kast):** CGK'nın 2019/314 E. sayılı kararındaki gibi, sahte içkiyi bizzat 'imal eden' failin, içeceğe etil alkol yerine öldürücü nitelikteki metil alkolü kattığını doğrudan bildiği varsayılır. Bu fail, ürünün doğası gereği ölümcül bir risk taşıdığını birinci elden bilmektedir. Bu kesin bilgiyle ürünü satması, ölüm neticesini sadece öngördüğü değil, aynı zamanda ticari çıkar uğruna bu neticeye kayıtsız kaldığı ve 'olursa olsun' diyerek kabullendiği anlamına gelir. Bu durum, olası kastın 'neticeyi kabullenme' unsurunu oluşturur. 2. **Sadece Satıcı Failin Durumu (Bilinçli Taksir):** CGK'nın 2020/321 E. sayılı kararındaki gibi, içkiyi üretmeyen, sadece başkasından alıp satan failin durumu farklı değerlendirilir. Bu fail, içkinin kaçak veya sahte olduğunu bilse bile, içeriğindeki metil alkolün öldürücü düzeyde olduğunu kesin olarak bilmeyebilir. Kararda vurgulandığı gibi, sanığın uzun süre aynı içkiyi satmasına rağmen kimsenin zehirlenmemiş olması, failde 'bir şey olmaz' veya 'bu partide de sorun çıkmaz' şeklinde bir 'güven' veya 'umut' yaratır. Bu durum, failin ölüm neticesini öngörmesine rağmen, tecrübesine veya şansına güvenerek bu neticenin gerçekleşmeyeceğine inanarak hareket ettiğini gösterir. Bu 'istememe' ve 'güven' hali, bilinçli taksirin ayırt edici unsurudur. Sonuç olarak, 'üretici' olmak, tehlikenin niteliği hakkında doğrudan ve kesin bilgiye sahip olmak anlamına geldiği için faili 'kabullenme'ye (olası kast) yaklaştırırken; sadece 'satıcı' olmak, tehlikenin niteliği hakkında daha dolaylı bilgiye sahip olmak ve geçmiş tecrübelerle 'güven' duymak anlamına gelebildiği için faili 'neticenin gerçekleşmeyeceğine inanma'ya (bilinçli taksir) yaklaştırmaktadır. (Bkz: Yargıtay CGK E: 2019/314, K: 2021/373 ve E: 2020/321, K: 2022/668)