Uyuşturucu madde kullanım suçlarında (TCK m. 191), failin amacı (kullanma/ticaret) belirlenirken Yargıtay'ın geliştirdiği çoklu kriterler (madde miktarı, bulundurma şekli, failin davranışları vb.) bulunmaktadır. HSYK'nın (yeni HSK) hukuki müzakere tutanağında, yıllık 600-700 gr üzeri esrarın ticaret, 20 gr üzeri eroin/kokainin ve 50 adet üzeri sentetik hapın ise ticari amaçlı bulundurma olarak kabul edildiği belirtilmiştir. Bu tür sayısal eşiklerin, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ve her olayın kendi özgü koşullarında değerlendirilmesi gerekliliği karşısındaki hukuki konumu nedir? Hakim bu eşiklerle ne ölçüde bağlıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30879

HSYK (HSK) tutanağında belirtilen ve Yargıtay kararlarında gözlemlenen sayısal eşikler (örn: 600-700 gr esrar), uyuşturucu madde suçlarında failin kastını belirlemede kullanılan önemli birer 'karine' veya 'kriter' niteliğindedir, ancak mutlak ve bağlayıcı yasal düzenlemeler değildir. Hakim bu eşiklerle bağlı değildir. Bu kriterlerin hukuki konumu şöyledir: 1. **Kılavuz ve İçtihat Niteliği:** Bu miktarlar, mahkemelere ve uygulayıcılara yol göstermek amacıyla, tecrübelerden ve adli tıp verilerinden yola çıkarak oluşturulmuş içtihatlardır. Hakimin takdir yetkisini ortadan kaldırmazlar. 2. **Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesiyle İlişkisi:** Bir sanıkta bu eşiklerin üzerinde madde yakalanması, onun kesin olarak satıcı olduğu anlamına gelmez. Bu durum, 'ticaret' suçunu işlediğine dair 'güçlü bir şüphe' oluşturur ve ispat yükünü bir nevi sanığın kişisel kullanıcı olduğunu kanıtlaması yönüne çevirir. Ancak, diğer deliller (sanığın sosyo-ekonomik durumu, uyuşturucu kullanıcısı olması, maddenin paketlenmemiş olması vb.) sanığın savunmasını destekliyorsa, miktar tek başına mahkumiyet için yeterli olamaz. Şüphenin aşılamadığı durumlarda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği fiilin kişisel kullanım olarak kabul edilmesi gerekir. 3. **Somut Olayın Değerlendirilmesi:** Yargıtay da kararlarında belirttiği gibi, her olay kendi özgü şartları içinde değerlendirilmelidir. Örneğin, sanığın gelir durumu çok yüksekse veya uzun süreli bir bağımlı olduğu tıbbi raporlarla sabitse, eşiklerin üzerindeki bir miktarı kişisel kullanımı için stokladığına dair savunması daha makul bulunabilir. Sonuç olarak, bu sayısal eşikler hakimi bağlayan normlar değil, Yargıtay tarafından geliştirilmiş, delil değerlendirmesinde kullanılan ve çürütülebilir karinelerdir. (Bkz: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 16-19 Mayıs 2013 tarihli hukuki müzakere toplantı tutanağı ve Yargıtay CGK - 2013/423 karar).