İş hukuku kapsamında, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi durumunda 'boşta geçen süre ücreti' ve 'işe başlatmama tazminatı'nın hukuki niteliği ve ilamlı icra edilebilirlikleri açısından farklılıkları nelerdir?
İş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi ve işe iade davasının kazanılması durumunda işçinin hak kazandığı 'boşta geçen süre ücreti' ve 'işe başlatmama tazminatı'nın hukuki niteliği ve icra edilebilirlikleri farklıdır. 1. **Boşta Geçen Süre Ücreti:** * **Hukuki Niteliği:** İş Kanunu m. 21/3'e göre, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Bu alacak, iş sözleşmesinin baştan beri geçerli kabul edilmesi nedeniyle fiilen çalışılmamış olmasına rağmen 'çalışılmış gibi' ödenen bir ücret niteliğindedir. Bu nedenle, gelir vergisi ve SGK prim kesintilerine tabidir. * **İcra Edilebilirlik:** Bu alacak, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, işe iade kararının kesinleşmesiyle birlikte ilam niteliği kazanır ve 'ilamlı icra'ya konu edilebilir. Yani, bu alacak için ayrı bir alacak davası açmaya gerek yoktur. 2. **İşe Başlatmama Tazminatı:** * **Hukuki Niteliği:** İş Kanunu m. 21/1'e göre, işverenin işçiyi başvurusuna rağmen bir ay içinde işe başlatmaması durumunda ödenen, en az dört ve en çok sekiz aylık ücret tutarında bir tazminattır. Bu, iş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan, iş güvencesine aykırılık nedeniyle ödenen 'bir tazminat' niteliğindedir. Gelir vergisinden ve SGK kesintisinden muaf olup, sadece damga vergisine tabidir. * **İcra Edilebilirlik:** Bu tazminat, Yargıtay'a göre 'tespit niteliğinde' bir karardır ve doğrudan ilamlı icraya konu edilemez. Kadimhukuk.com.tr makalesinde belirtildiği üzere, bu hükmün şarta bağlı oluşu (işe başlatmama) nedeniyle, işçi ya 'ilamsız icra' yolu ile alacaklarını talep edecek yahut 'yeni bir alacak davası' açarak alacaklarını hüküm altına alıp artık bir ilam elde edeceğinden, bu kararı ilamlı icraya koyacaktır. Bu farklılık, tazminatın niteliğinden ve Kanun'un icra edilebilirlik koşullarından kaynaklanmaktadır.