Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2017/5309 E., 2018/595 K. sayılı kararında sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri nelerdir? Bu sebeplerin reddedilerek hükmün onanmasının hukuki gerekçesini açıklayınız.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2017/5309 E., 2018/595 K. sayılı kararında sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri şunlardır: 1. **Sanık ... müdafiinin temyiz istemi:** Sanık hakkında mahkemece eksik inceleme sonucu mahkumiyet hükmü tesis edildiğine, ikrarı bulunan sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri ile lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığına, hükmen tutuklamanın cezanın infazına yönelik olduğuna yöneliktir. 2. **Sanık ... müdafiinin temyiz istemi:** Sanığın olay tarihinde sadece gözcülük yaptığına, aracın camının kırılması ile ilgisinin olmadığına, zararı karşılamak istemesine rağmen cezaevinde olması nedeni ile karşılayamadığına, samimi ikrarı bulunan ve olayın aydınlatılmasına yardımcı olan sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğuna, hükmen tutuklamanın cezanın infazına yönelik bir karar olduğuna yöneliktir. Yargıtay, bu temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede, 'Sanıklar hakkında katılana yönelik eylemleri sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla istinaf isteminin esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Antalya Bölge Adliye mahkemesi, 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ONANMASINA' karar vermiştir. Bu, Yargıtay'ın temyiz dilekçesinde belirtilen iddialara rağmen, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin kararında hukuka veya usule ilişkin bir aykırılık tespit etmediği, dolayısıyla hükmün mevcut haliyle hukuka uygun bulunduğu sonucuna vardığı anlamına gelmektedir. Sanıkların kişisel durumlarına ilişkin iddiaların (cezaevinde olma, zarar karşılama isteği vb.) veya delil değerlendirmesine ilişkin itirazların, Yargıtay'ın hukuki denetimi sonucunda hükmü bozacak nitelikte görülmediği anlaşılmaktadır.