Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2017/3974 E., 2018/1642 K. sayılı kararında nitelikli yağma suçunda 'karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmayan' bir hukuka aykırılık durumu nedir? Bu durum aleyhe bozma yasağının bir örneği midir?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2017/3974 E., 2018/1642 K. sayılı kararında, sanık savunmanının temyiz itirazlarının incelenmesi sırasında, nitelikli yağma suçu bakımından 'Sanıkların, birden fazla kişiyle geceleyin, katılanda korkuyu arttırmak amacıyla kendilerini IŞİD isimli terör örgütünün üyesi olarak tanıtmak suretiyle ve konutta işledikleri yağma suçu nedeniyle haklarında TCK.nın 149.maddesinin ve 1. fıkrasının (c ) ve (h) bendlerinin yanı sıra (d) ve (f) uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi' şeklinde bir hukuka aykırılık tespit edilmiştir. TCK m.149'daki bentler (c) silahlı, (h) gece vakti işlenmesini, (d) birden fazla kişiyle işlenmesini, (f) terör örgütü faaliyeti çerçevesinde işlenmesini nitelikli hal olarak düzenler. Karar, burada TCK 149/1-d ve f bentlerinin de uygulanması gerektiğini, yani sanıklar hakkında daha ağır bir nitelikli halin uygulanmadığını belirtmiştir. Ancak, bu hukuka aykırılığın 'karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmadığı' açıkça ifade edilmiştir. Bu durum, ceza muhakemesinde önemli bir ilke olan 'aleyhe bozma yasağı'nın (reformatio in peius) somut bir örneğidir. Aleyhe bozma yasağı, temyiz başvurusunda bulunan tarafın aleyhine, temyiz edilmeyen diğer tarafın lehine olan hususlarda hükmün bozulmasını veya durumun ağırlaştırılmasını engeller. Sanık lehine temyiz edilmiş bir kararda, aleyhine olabilecek bir hukuka aykırılık tespit edilse dahi, sanığın durumunu ağırlaştıracak şekilde bozma yapılamaz.