Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2017/3974 E., 2018/1642 K. sayılı kararında 'katılma hakkı' bulunmayan bir kurumun temyiz isteminin reddedilmesinin hukuki gerekçesi nedir? Bu durum, ceza muhakemesinde taraf sıfatının önemini nasıl göstermektedir?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2017/3974 E., 2018/1642 K. sayılı kararında, 'Katılan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde' kurumun temyiz isteminin reddedilmesi söz konusudur. Karar, bu kurumun temyiz yetkisinin bulunmadığını şu gerekçeyle açıklamıştır: 'açılan kamu davasının yürütülen yargılamasında bu nitelik ve niceliği doğrudan ve/veya dolaylı olarak zarar görmeyen ve davada taraf olmayan bu nedenle de katılma hakkı bulunmayan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'nün vaki taleplerinin mahkemece kabul ile katılma kararı verilmesinin adı geçen kurum ve/veya kurum adına hareket eden Avukatına temyiz etme hak ve yetkisini vermeyeceğinden, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE' karar verilmiştir. Bu durum, ceza muhakemesinde taraf sıfatının ve özellikle 'katılan' sıfatının önemini göstermektedir. Bir kişinin veya kurumun temyiz kanun yoluna başvurabilmesi için öncelikle ilk derece yargılamasında 'katılan' sıfatını kazanmış olması ve bu sıfatın hukuka uygun olması gerekir. Eğer bir kurumun suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle katılma hakkı yoksa ve buna rağmen katılmasına karar verilmişse, bu katılma kararı hukuka uygun olmadığından temyiz hakkı da doğmaz. Bu, usul kurallarına uygun taraf teşkilinin ve hak arama ehliyetinin önemini vurgular.