CMK madde 288'deki 'hukuka aykırılık' tanımının yargılamanın 'maddi gerçeğe ulaşma' amacı ile ilişkisini Ceza Genel Kurulu kararından yola çıkarak açıklayınız.
CMK madde 288'deki 'hukuka aykırılık' tanımı, sadece yasal hükümlerin yanlış uygulanmasıyla sınırlı kalmayıp, yargılamanın 'maddi gerçeğe ulaşma' amacı ile derin bir ilişki içindedir. Ceza Genel Kurulu'nun 2019/302 sayılı kararında bu ilişki açıkça vurgulanmıştır. Karara göre: 1. **Maddi Sorun ile Hukuk Normlarının Ayrılmazlığı:** İlk derece ve bölge adliye mahkemelerinin uyguladığı maddi ceza normlarının hukuka uygun olması, 'maddi olayın doğru ve eksiksiz bir şekilde tespit edilerek bu tespite uygun olan maddi hukuk normlarının uygulanmasına bağlıdır.' Başka bir ifadeyle, 'maddi sorun ile maddi hukuk normlarının bu ayrılmaz niteliğinden dolayı uygulanan maddi hukuk normlarının hatalı olduğu iddiasıyla yapılan temyiz başvurularında hükmün hukuki yönden denetiminin maddi sorundan ayrılması mümkün değildir.' 2. **Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerçek Niteliğin Saptanması:** CMK madde 288 gerekçesinde de belirtildiği gibi, 'delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde, elbette ki, hukuka aykırılık oluşturur.' Bu, Yargıtay'ın sadece hukuki yorumu değil, aynı zamanda delillerin maddi gerçeğe uygun şekilde değerlendirilip değerlendirilmediğini de denetlemesi gerektiği anlamına gelir. 3. **Eksik Araştırma:** Karar, CMK 303/1-a'ya atıfla, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine hükmolunması gereken durumlarda Yargıtay'ın davanın esasına hükmedebileceğini belirtir. İlk derece veya BAM tespitlerinin hukuki denetim yapılmasına olanak vermeyecek ölçüde yetersiz olması halinde, Yargıtay'ın 'eksik araştırma nedeniyle bozma kararı verebilecek olması', hukuki denetimin, o ana kadar yapılan tespitlerin normun olaya uygulanması için yeterli dayanak oluşturup oluşturmadığı hususunu da içerdiğini gösterir. Sonuç olarak, Yargıtay'ın temyiz denetimi, yargılamanın temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşmayı temin etmek üzere, maddi vakıa tespitlerindeki hukuka aykırılıkları da kapsayan geniş bir incelemeyi gerektirir. Bu sayede adaletin tam olarak gerçekleşmesi sağlanır (CGK - Karar: 2019/302).