Meşru savunmada sınırın taksirle aşılması (TCK m.27/1) ile mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması (TCK m.27/2) arasındaki temel fark nedir? Bu ayrımın ceza sorumluluğuna etkisi nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308704

TCK madde 27, meşru savunmada sınırın aşılması durumlarını düzenler ve iki farklı fıkra ile ayrım yapar. 1. **Sınırın Kast Olmaksızın Aşılması (TCK m. 27/1):** Bu fıkra, ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde (hukuka uygunluk sebeplerinde) sınırın 'kast olmaksızın' aşılması halini düzenler. Yani fail, savunma yaparken özen ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davranarak (taksirle) sınırı aşmıştır. Bu durumda, eğer fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur. Bu, failin kusurlu bulunduğu ancak kusurunun hafifletildiği bir durumdur. 2. **Meşru Savunmada Sınırın Mazur Görülebilecek Bir Heyecan, Korku veya Telaştan İleri Gelmesi (TCK m. 27/2):** Bu fıkra sadece meşru savunmaya özgü özel bir haldir. Burada da sınır aşılmıştır, ancak bu aşım, failin içine düştüğü 'mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş'tan kaynaklanmaktadır. Bu durumda, faile 'ceza verilmez'. Temel fark şudur: m.27/1'de failin taksirli bir kusuru varken, m.27/2'de saldırının yarattığı psikolojik etki nedeniyle failin davranışlarını yönlendirme yeteneği ortadan kalktığı kabul edildiğinden, ona kusur atfedilemez. Dolayısıyla, m.27/1'de indirimli ceza verilirken, m.27/2'de ceza verilmez (Sen.av.tr - Meşru Savunma, Sınırın Aşılması ve Haksız Tahrik Mukayesesi makalesi). Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.05.2012 T., 2011/1-436 E., 2012/190 K. sayılı kararı da TCK m. 27/2'deki durumun kusurluluğu ortadan kaldıran bir neden olduğunu teyit etmiştir.