Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ByLock ile ilgili bozma kararlarında (2017/3464 E., 2018/584 K. ve 2017/3706 E., 2018/424 K. sayılı kararlar) yer alan 'Hukuka kesin aykırılık halleri' ve 'temyiz nedenlerinin somutluğu' tartışmasını Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümleri ışığında değerlendiriniz.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ByLock kararlarında, temyiz nedenlerinin somutluğu ve hukuka kesin aykırılık halleri tartışması önemlidir. Çoğunluk kararları, sanığın müdafii olmadan yargılama yapılması ve eksik araştırma gibi hususları CMK 288 ve AİHS 6 bağlamında hukuka aykırı bularak bozma nedeni yapmıştır. Karşı oylar ise bu bozmaya, sanığın temyiz dilekçesinde bu hususları açıkça temyiz nedeni olarak ileri sürmemiş olmasını (CMK 294) gerekçe göstermiştir. Karşı oylara göre, CMK 288 uyarınca temyiz dilekçesinde gösterilen bir temyiz nedeni ile hükmün bozulması halinde, CMK 302/3 kapsamında diğer hukuka aykırılık hallerinin ilamda gösterilebileceği; ancak temyiz dilekçesinde gösterilmeyen bir hususun CMK 289'da yazılı 'hukuka kesin aykırılık halleri' dışında incelenemeyeceğini savunmuşlardır. CMK 289, hükmün hukuka mutlak aykırı sayıldığı halleri (örneğin mahkemenin kanuna aykırı olarak kurulması, hakimin reddi talebinin kanuna aykırı olarak reddedilmesi vb.) tahdidi olarak sayar. Karşı oylar, sanığın müdafii bulunmadan yargılama yapılmasının CMK 289 kapsamında mutlak bir aykırılık olmadığını ve sanığın bu yönde bir iddiası dahi bulunmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla tartışma, temyiz dilekçesindeki sebeplerle bağlılık ilkesi (CMK 301) ile mutlak hukuka aykırılık hallerinin re'sen denetimi (CMK 289) arasındaki sınırda yoğunlaşmıştır. Karşı oylar, özellikle usul hukukuna ilişkin temyiz nedenlerinin son derece somut olarak gösterilmesi gerektiği yönündeki Alman Yargıtayı içtihatlarına da atıf yapmıştır.