AİHM Yüksel Yalçınkaya kararı, ByLock verilerinin güvenilirliği ve bu verilere karşı savunma hakkının kullanılması açısından hangi tespitleri yapmıştır? Ulusal mahkemelerin bu konudaki tutumu nasıl eleştirilmiştir?
AİHM Yüksel Yalçınkaya Kararı, ByLock verilerinin güvenilirliği ve savunma hakkının kullanılması açısından ulusal mahkemelerin tutumunu ciddi şekilde eleştirmiştir. 1. **Verilerin Güvenilirliği:** Mahkeme, MİT tarafından elde edilen ByLock verilerinin yasal dayanağı (2937 sayılı Kanun) ile CMK'nın 134. maddesindeki usulî güvenceler arasındaki farklılıklara dikkat çekmiştir. Verilerin adli makamlara teslim edilene kadar bütünlüklerini sağlamaya yönelik özel usulî güvencelerin yokluğu ve MİT'in verileri aylarca tutması, 'kaliteleri' konusunda şüphe uyandırdığı belirtilmiştir (Yüksel Yalçınkaya Kararı, §317). Her ne kadar Mahkeme bu verilerin doğruluğunu doğrudan sorgulamak için yeterli unsurlara sahip olmadığını belirtse de, ulusal mahkemelerin bu şüpheleri gidermek için herhangi bir önlem almadığını vurgulamıştır. 2. **Delillere İtiraz İmkanının Tanınmaması:** Başvurucuya, ByLock verilerinin gerçekliğini sorgulama, ham verilere erişim ve deşifre edilen materyalin tamamı hakkında yorum yapma imkanı verilmemesi AİHS m.6 ihlali olarak değerlendirilmiştir (§324, §327, §335). Mahkeme, ulusal mahkemelerin başvurucunun bu yöndeki taleplerine 'basitçe cevapsız kaldığını' veya 'yeterli gerekçe sunmadığını' belirtmiştir (§331). 3. **Bağımsız İnceleme Talebinin Reddi:** Başvurucunun ham verilerin içeriğinin ve bütünlüğünün doğrulanması için bağımsız bir incelemeye sunulması talebinin dikkate alınmaması da eleştirilmiştir. Mahkeme, ulusal mahkemelerin, MİT'ten alınan verilerin bütünlüğünün nasıl sağlandığı konusuna değinmediklerini, özellikle adli makamlara iletilmeden önceki döneme ilişkin açıklama yapmadıklarını tespit etmiştir (§333, §334). 4. **Tutarsızlık İddialarının Cevapsız Bırakılması:** ByLock kullanıcı listeleri arasındaki veya kullanıcı sayısı ile indirme sayısı arasındaki tutarsızlık gibi iddiaların ulusal mahkemeler tarafından cevapsız bırakılması, savunmanın maruz kaldığı önyargıyı artırdığı belirtilmiştir (§337, §338). Tüm bu eksiklikler, yargılamanın adilliğini ihlal edici etkiler olarak değerlendirilmiştir.