Yargıtay'ın ilk saldırıyı kimin başlattığının tespit edilemediği durumlarda meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerini uygulama yaklaşımını açıklayınız. Doktrin bu yaklaşıma nasıl eleştiri getirmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308676

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, ilk saldırı hareketinin kim tarafından gerçekleştirildiğinin somut olarak tespit edilemediği hallerde, meşru savunma hükmü uygulanamaz ve her iki taraf için de haksız tahrik hükümleri uygulanması gerektiği görüşü benimsenmektedir (Koca, Üzülmez, s.280). Bu yaklaşım, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine rağmen, her iki tarafa da haksız tahrik indirimi uygulayarak bir mahkumiyet kararı verilmesini öngörür. Ancak doktrinde bu uygulama eleştirilmektedir. Sen.av.tr makalesinde de belirtildiği üzere, bu durum söz konusu olduğunda, taraflardan birisinin meşru müdafaa halinde olduğu kesin olduğundan, haksız tahrik hükmünü uygulamak suretiyle kişiyi mahkum etmenin hakkaniyete uygun düşmeyeceği savunulmaktadır. Doktrindeki eleştirel görüşe göre, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince, böyle durumlarda her iki tarafı da meşru savunma hükümlerinden yararlandırmak, yani beraat kararı vermek daha doğru olacaktır. Zira hukuka uygunluk sebebinin varlığına dair şüphe, sanık lehine yorumlanmalıdır. Yargıtay'ın bu yaklaşımı, hukuka aykırılığı kesin olarak belirleyemediği durumlarda, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olan tahrike yönelme eğilimindedir.