Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m.134) ve kişisel verilerle ilgili suçlar (TCK m.135, 136) arasındaki içtima ilişkisi Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilmektedir? Doktrindeki eleştirileri de dikkate alarak yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308669

Yargıtay, ses ve görüntülerin kişisel veri niteliğinde olduğunu kabul etmekle birlikte, özel hayata ilişkin görüntü veya sesin, kişinin bilgisi dışında kaydedilmesi fiilinin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği ve bu nedenle bunların yasal anlamda TCK m.135/1 ve m.136/1 kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 15.01.2020 T., 2019/12886 E., 2020/513 K. sayılı kararı). Bu yorum, TCK m.134'ün özel bir düzenleme olması nedeniyle, özel hayata ilişkin görüntü ve seslerin kaydedilmesi veya ifşasının öncelikle bu madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu durumda TCK m.135 ve 136'nın uygulanmayacağını öngörür. Doktrinde ise bu görüş eleştirilmektedir. Sen.av.tr makalesinde belirtildiği üzere, görüntü ve seslerin kişisel veri olduğunun tartışmasız bir şekilde kabul edildiği, Yargıtay'ın bu kararın Kanun'da kişisel veri tanımının yapılmamasının doğurduğu belirsizlikten kaynaklandığını belirtilmiştir. Aynı fiilin birden fazla ceza normunu ihlal edebileceği, bu doğrultuda kişinin ses ve görüntüsünün kaydının ve yayınlanmasının hem TCK m.134'ü hem de TCK m.136'yı ihlal edebileceği, sorunun fikri içtima hükümleri (TCK m.44) ile çözülmesi gerektiği savunulmaktadır. Yani, özel hayatı ihlal eden bir eylemin aynı zamanda kişisel veri niteliğindeki bilgiye yönelik olması durumunda, TCK m.134'ün özel hüküm olması nedeniyle TCK m.135 ve 136'nın önüne geçtiği Yargıtay tarafından kabul edilirken, doktrin her iki suçun da fikri içtima yoluyla değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır.