AİHM Yüksel Yalçınkaya kararı sonrasında, Türk yargısında bu karara uymayan hakimler bakımından ne tür sorumluluklar gündeme gelebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308663

AİHM Yüksel Yalçınkaya Kararı'nda tespit edilen hak ihlalleri ve 'sistematik sorun'a ilişkin tespitlerin giderilmesi noktasında, özellikle yerel mahkemeler ve yüksek mahkemelerin kararın gereği çerçevesinde hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Karara rağmen sistematik hak ihlali içeren eski hukuka aykırı kararlarına devam etmeleri halinde yerel mahkeme, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi (AYM) hakimleri bakımından hukuki, cezai ve disipliner sorumluluk gündeme gelecektir. Zulkufarslan.av.tr makalesinde belirtildiği üzere, bu karar Hükümet ve mahkemeler bakımından 'sorumluluk ve mükellefiyet' içeren bir karardır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 'Hâkimlerin Bağımsızlığı, Etkinliği ve Sorumlulukları' Hakkında Üye Devletlere Yönelik CM/Rec (2010) 12 sayılı Tavsiye Kararı ve ENCJ'nin raporlarında da vurgulandığı gibi, hakimlerin kasıtlı, kötü niyetli ve ağır ihmal içeren durumlarda yargısal kararlarından dolayı sorumlu olacakları belirtilmiştir. İç hukukta da HMK'nın 46. maddesinde hakim veya savcıların tazminat sorumluluğu kötü niyet, ağır ihmallerin varlığı ya da kasten yargısal faaliyetin istismarı veya kötüye kullanılması durumlarında öngörülmüştür. Dolayısıyla, Yalçınkaya kararında altı çizilen hukuka aykırılıklara rağmen mahkemelerin eski kararlarında ısrar etmesi, 'kasten ve kötü niyetli yargısal faaliyetin istismarı veya kötüye kullanılması' durumunu ortaya çıkarabilir ve bu da hakim ve savcıların cezai, hukuki ve disipliner sorumluluğunu tetikleyebilir.