Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Yüksel Yalçınkaya kararının Türk yargılamaları üzerindeki 'objektif etkisi' ve 46. madde kapsamındaki 'genel tedbirler' yükümlülüğü ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308662

AİHM Yüksel Yalçınkaya kararı, sadece başvurucu Yüksel Yalçınkaya'nın bireysel durumuyla sınırlı kalmayıp, Türk yargısının FETÖ/PDY üyeliğinden mahkûmiyet kararlarında ByLock deliline ilişkin benimsediği yaklaşımın 'sistemik bir sorun' olduğunu tespit etmiştir. Bu karar, AİHM'in kararlarının 'objektif etkisi' ilkesini vurgulamaktadır: yani, bir bireysel başvuruda verilen ihlal kararının, başvurucu ile aynı/benzer durumda olan tüm kişiler hakkında da uygulanması gerekliliğidir (Zulkufarslan.av.tr makalesi). AİHM, Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca, davalı Devlet'e (Türkiye'ye) tespit edilen ihlale son verme ve ihlalden önceki durumu mümkün olduğunca eski haline getirecek şekilde sonuçlarını telafi etme yükümlülüğü getirdiğini belirtmiştir (§403). Kararda, ihlalin münferit bir olaydan değil, sistemik bir sorundan kaynaklandığı ve 8.000'den fazla benzer başvurunun Mahkeme önünde beklediği göz önüne alındığında, Türk makamlarından 'genel tedbirler' alması istenmiştir (§414). Bu, sadece Yüksel Yalçınkaya'nın davasının yeniden açılması (bireysel tedbir) değil, aynı zamanda ulusal mahkemelerin, başta Anayasa'nın 90/5 maddesi olmak üzere, ilgili Sözleşme standartlarını dikkate alarak benzer hukuka aykırılıkları (içtihat ve yasal değişiklikler vb.) gidermesi (genel tedbirler) gerektiği anlamına gelmektedir (§418). AİHM, Türk mahkemelerinin önündeki davaları Yalçınkaya kararını dikkate alarak çözüme kavuşturması için açıkça bir çağrıda bulunmuştur.