Meşru savunma ile haksız tahrik arasındaki en önemli pratik ayrım ölçütü nedir? Yargıtay kararları bu ölçütü nasıl uygulamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308647

Meşru savunma ile haksız tahrik arasındaki en önemli pratik ayrım ölçütü 'zaman' kavramı ve 'eş zamanlılık' ilkesidir. Meşru savunma (TCK m. 25/1), haksız saldırının 'o anda' gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan bir saldırıya karşı yapılması zorunluluğunu gerektirir. Yani, saldırı devam ederken veya hemen başlamak üzereyken savunma yapılır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 09.04.2007 T., 2005/4811 E., 2007/2535 K. sayılı kararında 'halihazırda silahlı saldırısı devam eden maktule' karşı yapılan eylemde sınırın aşılmasının kabulü, eş zamanlılığın önemini vurgulamıştır. Buna karşılık, haksız tahrik (TCK m. 29) durumunda, tahrik edici fiil sona erip bittikten ve araya belirli bir zaman dilimi girdikten sonra, failin bu fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi söz konusudur. Yani, haksız hareket ile ona karşı yapılan fiil arasında eş zamanlılık yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.05.2014 T., 2012/1557 E., 2014/233 K. sayılı kararında da, failin amacı 'saldırının defedilmesinden çok, kin duygusunu tatmine yönelik' ise haksız tahrikin söz konusu olabileceği belirtilerek, öfke gibi duyguların zaman farkıyla ortaya çıkabileceği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, haksız hareket ile karşı eylemin eş zamanlılığı, meşru savunma ve haksız tahriki ayıran temel pratik ölçüttür (Sen.av.tr - Meşru Savunma, Sınırın Aşılması ve Haksız Tahrik Mukayesesi makalesi).