Yüksel Yalçınkaya / Türkiye kararının, ByLock delilinin ceza yargılamalarındaki hukuki niteliği ve delil gücü açısından Türk hukuku üzerindeki potansiyel etkilerini CMK 288 bağlamında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308634

AİHM Büyük Dairesi'nin Yüksel Yalçınkaya / Türkiye kararı (26 Eylül 2023), ByLock kullanımına dayalı terör örgütü üyeliği mahkûmiyetleri açısından AİHS'nin 6. (adil yargılanma), 7. (kanunsuz suç ve ceza olmaz) ve 11. (örgütlenme özgürlüğü) maddelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Karar, ulusal mahkemelerin ByLock'u neredeyse otomatik bir suç karinesi olarak kabul etmesinin, suçun maddi ve manevi unsurlarının bireyselleştirilmiş şekilde tespit edilmemesi, geniş ve öngörülemez yargısal yorum nedeniyle hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirtmiştir. Ayrıca ByLock verilerinin elde edilişi, güvenilirliği ve savunmaya sunulmasındaki eksikliklerin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini vurgulamıştır. CMK madde 288, temyizin hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanacağını belirtir. Yüksel Yalçınkaya kararı, ByLock'a dayalı mahkûmiyetlerde AİHS ihlali tespit ederek bu tür kararların 'hukuka aykırı' olduğunu ortaya koymuştur. Bu, Türk Yargıtayı'nın CMK 288 ve 289 kapsamındaki temyiz incelemelerinde, AİHM'in bu tespitlerini göz önünde bulundurarak, ByLock deliliyle ilgili benzer hukuka aykırılıkları bozma nedeni olarak kabul etmesi gerektiği anlamına gelir. Anayasa'nın 90/5 maddesi uyarınca uluslararası anlaşmaların kanun hükmünde olması ve AİHM kararlarının bağlayıcılığı, bu kararın iç hukuktaki uygulamalar üzerinde doğrudan ve sistemik bir etki yaratmasını gerektirmektedir. AİHM'in bu dosyayı 'leading case' olarak belirlemesi ve binlerce benzer başvurunun bulunması, Yargıtay'ın bu konuda içtihat değişikliğine gitme zorunluluğunu pekiştirmektedir. Aksi takdirde, kararın uygulanmaması büyük bir hukuk krizine yol açabilir.