Doğrudan temin usulü (4734 sayılı KİK m. 22) ile yapılan bir alımın, TCK m. 235'te düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunun konusunu oluşturup oluşturmayacağını, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/14111 E. sayılı kararı doğrultusunda tartışınız.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/14111 E. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 'doğrudan temin' usulü, hukuki niteliği itibarıyla bir 'ihale' yöntemi değildir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (KİK) 18. maddesinde sayılan ihale usulleri (açık ihale, belli istekliler arasında ihale, pazarlık usulü) arasında doğrudan temin yer almaz. 4964 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle 'doğrudan temin' bir ihale usulü olmaktan çıkarılmış ve KİK m. 22 altında, idarenin belirli koşullar altında kullanabileceği özel bir 'satın alma yöntemi' olarak düzenlenmiştir. TCK m. 235 ise açıkça 'ihalelere' fesat karıştırılmasını suç olarak tanımlamaktadır. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi (TCK m. 2) gereği, suç tanımlarının kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir. Doğrudan temin bir ihale olmadığından, bu usulle yapılan bir alımda TCK m. 235'te sayılan fiiller işlense dahi, suçun maddi unsuru olan 'ihale' mevcut olmadığı için ihaleye fesat karıştırma suçu oluşmaz. Yargıtay'ın istikrarlı uygulaması da bu yöndedir. Ancak, bu alım sürecinde işlenen fiiller, şartları varsa, TCK'daki diğer suçları (rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, dolandırıcılık vb.) oluşturabilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ihaleye-fesat-karistirma-sucu-cezasi-tck-235/, Yargıtay 5. CD, 2013/14111 E.)