AİHM Yüksel Yalçınkaya kararının 'objektif etkisi' kavramını, AYM'nin İbrahim Er ve Diğerleri kararı ışığında açıklayınız. Bireysel başvuru yapmamış ve davası kesinleşmiş bir kişi, Yalçınkaya kararından nasıl yararlanabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308615

Bireysel başvuru kararlarının 'objektif etkisi', bir yüksek mahkemenin (AİHM veya AYM) bir başvuran hakkında verdiği ihlal kararının, sadece o başvuranla sınırlı kalmayıp, aynı hukuki ve fiili durumda olan diğer tüm kişiler ve davalar için de emsal teşkil etmesi anlamına gelir. Bu etki, hukukun yeknesak uygulanması ve benzer durumdaki kişilere eşit muamele yapılması ilkesinden kaynaklanır. AYM'nin İbrahim Er ve Diğerleri kararında da vurguladığı gibi, bir konuda verilmiş bir ihlal kararı (o davada Yılmaz Çelik kararı), benzer bir uyuşmazlıkla karşılaşan diğer mahkemeler tarafından dikkate alınmalı ve bu karara aykırı karar vermekten kaçınmalıdırlar. Bireysel başvuru yapmamış ve davası kesinleşmiş bir kişi, Yalçınkaya kararının bu objektif etkisinden yararlanarak, kendi davasında da aynı ihlallerin yaşandığını ileri sürüp CMK m. 311/1-f uyarınca 'yargılamanın yenilenmesi' talebinde bulunabilir. Bu talebin hukuki dayanağı, Yalçınkaya kararının sadece bireysel bir durumu değil, Türk yargısındaki 'sistemik bir sorunu' tespit etmiş olmasıdır. Dolayısıyla, bu tespit, aynı sistematik sorundan etkilenen herkes için geçerli bir 'AİHM tespiti' olarak kabul edilmeli ve yargılamanın yenilenmesi kapısını açmalıdır. Aksi takdirde, sadece AİHM'e başvuranların haklarının korunması, diğerlerinin ise aynı ihlale maruz kalmaya devam etmesi, hukuk devleti ve eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/aihm-yuksel-yalcinkaya-karari/)