AİHM Yüksel Yalçınkaya Kararı'nda, AİHS m. 7'de düzenlenen suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, olağanüstü hallerde dahi askıya alınamayacak 'çekirdek haklardan' olduğu belirtilmiştir (AİHS m. 15). Bu durumun, terörle mücadele gibi devletin güvenliğini ilgilendiren konulardaki yargılamalar açısından anlamı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308611

AİHS m. 15, taraf devletlere savaş veya ulusun varlığını tehdit eden diğer genel tehlike hallerinde, Sözleşme'deki yükümlülüklerinden, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan diğer yükümlülüklere aykırı olmamak koşuluyla, ayrık hükümler getirme (derogasyon) imkanı tanır. Ancak bu madde, bazı hakların hiçbir koşulda askıya alınamayacağını belirtir; bunlara 'çekirdek haklar' denir. AİHS m. 7 (kanunsuz ceza olmaz ilkesi), bu çekirdek haklardan biridir. Yalçınkaya kararında bu ilkeye yapılan vurgunun anlamı şudur: Devlet, terörle mücadele gibi en zorlu ve varlığını tehdit eden durumlarda dahi, ceza hukukunun temel güvencelerinden olan kanunilik ilkesinden taviz veremez. Yani, devlet 'güvenlik' gerekçesiyle, kanunda açıkça suç olarak tanımlanmamış bir fiili sonradan suç haline getiremez, mevcut bir suçu öngörülemez ve keyfi bir şekilde genişleterek uygulayamaz veya lehe olan kanunu geriye yürütmez. AİHM bu tespitiyle, hukukun üstünlüğü ilkesinin en temel taşlarından olan kanunilik güvencesinin, güvenlik kaygılarıyla feda edilemeyeceğini, terör suçlarının kovuşturulması ve cezalandırılmasının dahi bu ilkenin katı sınırları içinde kalması gerektiğini ortaya koymuştur. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/aihm-yuksel-yalcinkaya-karari/, § 237, 270)