Bir kişinin, kamuya açık bir alanda, başka bir kişinin rızası olmaksızın sadece yüzünü değil, kalabalık içinde ayırt edilemeyecek şekilde genel bir görüntüsünü sürekli olarak kayda alması ve yayınlaması TCK m. 134 açısından suç oluşturur mu? Yargıtay'ın 'kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik' prensibini bu bağlamda açıklayınız.
Evet, bu eylem TCK m. 134 açısından suç oluşturabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 29.06.2016 tarihli, 2015/9708 E. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, özel hayat sadece mahremiyet alanından ibaret değildir. Kamuya açık bir alanda bulunmak, o alandaki her görüntü veya sesin kaydedilip sürekli olarak yayınlanmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. 'Kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik' prensibi, kişinin kamusal alanda dahi, sürekli bir gözetim ve denetim altına alınmadan, kimliğinin ve faaliyetlerinin ifşa edilmeden hareket etme hakkını ifade eder. Kişinin yüzü net olarak seçilemese bile, belirli bir kişinin veya grubun hareketlerinin sürekli olarak izlenmesi, nereye gittiğinin, kiminle görüştüğünün tespitine olanak sağlayacak bir kayıt ve yayın yapılması, bu prensibi ve dolayısıyla özel hayatın gizliliğini ihlal eder. Suçun oluşması için kişinin yüzünün net bir şekilde tanınması mutlak bir şart değildir; kişinin özel yaşam alanına giren faaliyetlerinin tespiti ve ifşası yeterlidir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/belirli-bir-bolgeye-odaklanan-youtube-yayinlarinin-hukukiligi, Yargıtay 12. CD, 2015/9708 E.)