TCK m. 235/3-b'ye göre, ihaleye fesat karıştırma suçunun işlenmesi sonucunda 'kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmemiş ise' cezada indirim öngörülmüştür. Yargıtay'ın 'kamu zararı' kavramını nasıl yorumladığını ve zararın yokluğunun ispatının nasıl yapılabileceğini, verilen Yargıtay kararı örneklerinden hareketle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #308589

TCK m. 235/3-b, ihaleye fesat karıştırma suçunu temel haliyle bir tehlike suçu olmaktan çıkarıp, bir zarar suçu haline getirmektedir. Zararın yokluğu, fail lehine bir indirim sebebidir. Yargıtay kararlarına göre 'kamu zararı', somut, gerçek ve ekonomik bir zarardır. Zararın varlığı, fesat karıştırılan ihale sonucunda, kamu kurumunun mal veya hizmeti, rekabet koşullarında oluşacak fiyattan daha pahalıya alması veya malını daha ucuza satması gibi durumlarda ortaya çıkar. Yargıtay, kamu zararının belirlenmesi için genellikle bilirkişi incelemesi yapılmasını istemektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/12710 E., 2019/8843 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, zararın tespiti için 'mahallinde keşif icrası', 'taşınmazın satış günündeki gerçek değerinin belirlenmesi' gibi yöntemlere başvurulması gerektiği vurgulanmıştır. Zararın meydana gelmediğinin ispatı şu durumlarda söz konusu olabilir: 1) Fesat karıştırma eylemine rağmen ihalenin iptal edilmesi ve yeniden, usulüne uygun bir ihale yapılması. 2) İhale sonucunda imzalanan sözleşmenin hiç ifa edilmemiş olması. 3) Bilirkişi raporuyla, fesat karıştırılmış olsa dahi oluşan fiyatın, serbest rekabet koşullarında oluşacak fiyattan daha düşük veya en azından aynı seviyede olduğunun tespit edilmesi. Bu durumlarda, kamu açısından bir malvarlığı eksilmesi yaşanmadığı için zararın yokluğundan bahsedilebilir ve TCK m. 235/3-b uygulanabilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ihaleye-fesat-karistirma-sucu-cezasi-tck-235/)