Bir kamu görevlisinin, hakkında tesis edilen il dışına naklen atama işlemine karşı yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtığını varsayalım. İYUK m. 27'de aranan 'telafisi güç veya imkânsız zararların doğması' ve 'idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması' şartlarının bu olay özelinde nasıl değerlendirilmesi gerektiğini, maddenin 2014 yılında eklenen istisnayı da dikkate alarak tartışınız.
İYUK m. 27/2 uyarınca yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: 1) İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve 2) İşlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması. Naklen atama işleminde 'açık hukuka aykırılık', işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından birinde bariz bir sakatlık bulunmasıdır (örneğin, atama yetkisi olmayan bir makam tarafından yapılması, hizmet gereği ve kamu yararı dışında keyfi bir sebeple yapılması). 'Telafisi güç veya imkânsız zarar' ise, kamu görevlisinin aile birliğinin bozulması, çocuklarının eğitim düzeninin aksaması, yeni bir yerde sosyal ve ekonomik düzen kurma zorunluluğu gibi, davanın sonunda işlem iptal edilse bile tam olarak telafi edilemeyecek nitelikteki zararlardır. Ancak, 21/2/2014 tarihli değişiklikle İYUK m. 27/2'ye eklenen 'Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz' hükmü, bu tür işlemler için idarenin savunması alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğini düzenlemiştir. Bu hüküm, yürütmenin durdurulması şartlarını ortadan kaldırmaz, sadece usuli bir kısıtlama getirir. Mahkeme, yine de yukarıda belirtilen iki şartın varlığını idarenin savunmasını aldıktan sonra değerlendirerek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. (Kaynak: 2577-sayili-idari-yargilama-usulu-kanunu-(iyuk).html, Madde 27)