AİHM, Yalçınkaya kararında AİHS m. 11 (örgütlenme özgürlüğü) ihlaline hükmederken yasal bir sendika ve derneğe üyeliğin suç delili olarak kullanılmasını nasıl değerlendirmiştir? Bu durumun, yasal faaliyetlerin sonradan suç delili olarak yorumlanmasının 'yasallık karinesi' ile ilişkisini açıklayınız.
AİHM, Yalçınkaya kararında, başvurucunun yasal olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren Aktif Eğitim-Sen sendikası ile Kayseri Gönüllü Eğitimciler Derneği'ne üyeliğinin, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine dayanak olarak (destekleyici delil) kullanılmasının AİHS m. 11'e bir müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir. Bu müdahalenin ihlal oluşturmasının temel nedeni, müdahalenin 'kanunla öngörülmüş' olmamasıdır. AİHM'e göre, TCK m. 314'ün kapsamı, o dönemde yasal olan bu üyelikleri suç teşkil eden bir davranış göstergesi olarak içerecek şekilde 'öngörülemeyen bir biçimde genişletilmiştir'. 'Yasallık karinesi' (legality presumption), bir eylem veya faaliyetin, gerçekleştirildiği tarihte yürürlükte olan hukuk kurallarına göre yasal kabul edilmesi ilkesidir. AİHM, bu kararıyla, kişilerin Anayasa ve AİHS tarafından güvence altına alınmış haklarını (örgütlenme özgürlüğü gibi) kullanmalarının, sonradan geriye dönük bir yorumla suç delili haline getirilemeyeceğini vurgulamıştır. Ulusal mahkemeler, bu eylemlerin şiddeti teşvik ettiğini veya demokratik toplumun temellerini reddettiğini somut olarak ortaya koymadan, sırf FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu iddiasıyla bu üyelikleri mahkumiyete gerekçe yapamaz. Bu durum, yasallık karinesini ve hukuki belirlilik ilkesini ihlal etmektedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/aihm-yuksel-yalcinkaya-karari/, § 387, 390, 392, 396)