Yalçınkaya kararında, ByLock verilerinin MİT tarafından toplanma şekli ve adli makamlara sunulana kadar geçen süredeki güvence eksiklikleri AİHS m. 6 (adil yargılanma hakkı) açısından nasıl bir sorun teşkil etmiştir? Bu durum, delillerin 'kabul edilebilirliği' ile 'güvenilirliğinin' savunma tarafından sorgulanabilmesi arasındaki farkı nasıl ortaya koymaktadır?
AİHM, Yalçınkaya kararında ByLock verilerinin MİT tarafından toplanmasının CMK m. 134'te öngörülen usuli güvenceler (bağımsız bir makamdan izin, denetim vb.) olmaksızın yapıldığına dikkat çekmiştir. Bu durum, delilin elde edilişinin hukuka uygunluğu, yani 'kabul edilebilirliği' konusunda ciddi şüpheler doğurmuştur. Ancak AİHM, incelemesini bu noktada bırakmamış, daha ziyade delilin 'güvenilirliğinin' savunma tarafından etkin bir şekilde sorgulanıp sorgulanamadığına odaklanmıştır. AİHS m. 6, özellikle 'silahların eşitliği' ve 'çekişmeli yargılama' ilkeleri uyarınca, sanığa aleyhindeki delillere itiraz etme ve bu delillerin güvenilirliğini (orijinalliği, bütünlüğü vb.) test etme imkanı tanınmasını gerektirir. Kararda, ham ByLock verilerinin sanığa ve müdafiine verilmemesi, bu verilerin bağımsız bir bilirkişi tarafından incelenmesi taleplerinin reddedilmesi ve MİT raporlarındaki tutarsızlıklara ilişkin iddiaların mahkemelerce cevapsız bırakılması, savunma haklarının kısıtlandığı sonucuna yol açmıştır. Dolayısıyla, bir delil hukuka aykırı elde edilmiş olsa bile mahkemece kabul edilebilir bulunsa dahi, sanığa bu delilin güvenilirliğine etkin bir şekilde itiraz etme fırsatı tanınmazsa, AİHS m. 6 ihlal edilmiş olur. Yalçınkaya kararı bu ayrımı net bir şekilde ortaya koymaktadır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/aihm-yuksel-yalcinkaya-karari/, § 310, 317, 331, 332)