AİHM Büyük Dairesi'nin Yüksel Yalçınkaya kararında, TCK m. 314/2'nin kendisinin değil, Yargıtay'ın yorumunun AİHS m. 7'yi ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. 'Kanunun öngörülemez ve genişletici yorumu' kavramını bu karar bağlamında açıklayınız. Bu durum, yargı içtihatlarının suç ve cezanın kanuniliği ilkesi üzerindeki etkisini nasıl göstermektedir?
AİHS m. 7 (Kanunsuz ceza olmaz) ilkesi, sadece kanun metninin varlığını değil, aynı zamanda kanunun 'erişilebilir' ve 'öngörülebilir' olmasını da gerektirir. Yalçınkaya kararında AİHM, TCK m. 314/2 metninin soyut olarak AİHS m. 7'ye aykırı olmadığını, ancak Yargıtay'ın bu maddeyi yorumlama biçiminin ihlale yol açtığını belirtmiştir. 'Öngörülemez ve genişletici yorum' şu anlama gelmektedir: Bir kişi, eylemi gerçekleştirdiği tarihte, mevcut kanun metni ve yerleşik içtihatlara bakarak eyleminin suç teşkil edip etmeyeceğini makul bir şekilde öngörebilmelidir. AİHM'e göre Yargıtay, ByLock kullanımını tek başına veya belirleyici delil olarak kabul ederek, örgüt üyeliği suçunun yerleşik içtihatlarda aranan 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren organik bağ' ve 'özel kast (bilme ve isteme)' gibi manevi unsurlarını göz ardı etmiştir. Bu yorum, suçun kapsamını öngörülemeyecek şekilde genişletmiş ve kişilerin, işlendiği sırada suç olmayan (bir aplikasyonu indirmek gibi) eylemlerden dolayı mahkum edilmesine yol açmıştır. Bu karar, yargı içtihatlarının da kanunilik ilkesinin bir parçası olduğunu ve mahkemelerin yorum yoluyla suçun unsurlarını keyfi bir şekilde genişletemeyeceğini, aksi takdirde AİHS m. 7'nin ihlal edileceğini açıkça ortaya koymaktadır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/aihm-yuksel-yalcinkaya-karari/, § 238, 239, 268, 271)