Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2015/6153 E. sayılı kararında, sanıkların katılandan sözlü anlaşmayla kiraladıkları yer için sonradan sahte kira sözleşmesi düzenledikleri kabulü karşısında, TCK m. 211'in uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu kararı, 'özel belgede sahtecilik' suçunun koruduğu hukuki değer olan 'kamu güveni' ile TCK m. 211'in temelindeki 'daha az haksızlık içeriği' mantığı açısından değerlendiriniz. Mevcut bir hukuki durumu belgelemek amacıyla yapılan sahteciliğin haksızlık içeriği neden daha az kabul edilir?
Özel belgede sahtecilik (TCK m. 207) suçunun koruduğu temel hukuki değer, belgelerin ispat gücüne ve doğruluğuna duyulan 'kamu güveni'dir. Bu suç, hukuki ilişkilerde belirsizlik ve güvensizlik yaratarak toplumsal düzeni bozar. TCK m. 211 ise, bu suçun belirli bir amaçla işlenmesi halinde 'daha az haksızlık içeriği' taşıdığını kabul ederek bir indirim nedeni öngörür. Yargıtay'ın 2015/6153 E. sayılı kararı bu mantığı yansıtmaktadır. Mevcut bir hukuki durumu (sözlü kira sözleşmesi) belgelemek amacıyla yapılan sahteciliğin haksızlık içeriğinin daha az kabul edilmesinin nedenleri şunlardır: 1. **Failin Amacı:** TCK m. 211 kapsamındaki sahtecilikte failin temel amacı, başkasını aldatarak haksız bir menfaat elde etmek veya tamamen hayali bir hukuki durum yaratmak değildir. Amaç, zaten var olan ancak ispatı zor olan 'gerçek bir durumu' veya 'hukuki ilişkiyi' hukuken geçerli bir belgeyle kayıt altına almaktır. Karardaki olayda sanıklar, sıfırdan bir kira ilişkisi uydurmamakta, mevcut sözlü anlaşmayı yazıya dökmektedirler. 2. **Kamu Güvenine Verilen Zararın Niteliği:** Her ne kadar sahte bir belge düzenlenerek kamu güveni yine de zedelense de, bu zararın boyutu, tamamen asılsız bir belge yaratılmasına göre daha azdır. Çünkü belge, temelinde yatan maddi vakıa açısından gerçeğe aykırı değildir; sadece belgenin kendisi (örn: imza) sahtedir. Belge, bir aldatma aracı olmaktan çok, bir 'ispat aracı' olarak kullanılmaktadır. 3. **Haksızlığın Göreceliği:** Kanun koyucu, failin niyetini ve eylemin toplumsal tehlikeliliğini dikkate alarak bir haksızlık derecelendirmesi yapmıştır. Gerçek bir alacağı tahsil etmek için sahte senet düzenleyen failin haksızlığı ile, hiç alacağı olmadığı halde borç yaratmak için sahte senet düzenleyen failin haksızlığı aynı değildir. Yargıtay kararı da bu ayrımı gözeterek, temelinde gerçek bir kira ilişkisi bulunan sahte sözleşme eyleminde, sanıkların TCK m. 211'den yararlanması gerektiğini isabetli bir şekilde belirtmiştir. (Bkz: Yargıtay 21. Ceza Dairesi E: 2015/6153, K: 2016/899)