Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla belgede sahtecilik suçunda TCK m. 211 uyarınca ceza indirimi uygulanır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2017/4151 E. sayılı kararında, sahte olarak tahrif edildiği iddia edilen bonoya ilişkin olarak, taraflar arasındaki alacak miktarının tespiti için 'emlak bilirkişisinden taşınmazın değerinin saptanması' ve 'ödemelere ilişkin belgelerin araştırılması' gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin, TCK m. 211'in uygulanıp uygulanmayacağına karar vermek için ceza yargılaması kapsamında bu denli teferruatlı bir 'alacak-borç' incelemesi yapması, ceza muhakemesinin amacı ve kapsamıyla ne ölçüde bağdaşır? Bu incelemenin sınırları ne olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30827

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2017/4151 E. sayılı kararı, TCK m. 211'in uygulanabilmesi için mahkemenin, sahteciliğe konu olan 'hukuki ilişkinin' temelini ve 'alacağın' varlığını araştırması gerektiğini göstermektedir. Bu durum, ilk bakışta ceza mahkemesini bir hukuk mahkemesi gibi alacak-borç ilişkisini çözmeye itiyor gibi görünse de, aslında ceza muhakemesinin amacıyla bağdaşmaktadır. Bunun nedenleri ve sınırları şunlardır: 1. **Suçun Manevi Unsurunun Tespiti:** Sanığın amacı (saiki), suçun vasfını ve verilecek cezanın miktarını doğrudan etkiler. Sanığın amacının, var olmayan bir alacağı yaratmak mı, yoksa var olduğuna inandığı gerçek bir alacağı belgelemek mi olduğunu anlamak, suçun manevi unsurunun (kastın yoğunluğu) tespiti için zorunludur. 2. **Kanuni İndirim Sebebinin Varlığının Araştırılması:** TCK m. 211, bir kanuni indirim sebebidir ve uygulanması sanık için lehe bir durumdur. Mahkeme, lehe olan hükümlerin uygulanma şartlarının var olup olmadığını re'sen araştırmakla yükümlüdür. Bu araştırma, alacak-borç ilişkisinin varlığına dair bir incelemeyi zorunlu kılar. 3. **İncelemenin Sınırları:** Ancak ceza mahkemesinin yapacağı inceleme, bir hukuk mahkemesindeki gibi alacağın miktarını kuruşu kuruşuna tespit edip tahsiline karar vermek değildir. İncelemenin sınırı, sanığın sahtecilik eylemini işlerken 'bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla' hareket edip etmediği konusunda makul bir kanaate ulaşmaktır. Karardaki gibi, taşınmazın gerçek değerinin bilirkişiyle saptanması, sanığın '125.000 TL alacağım vardı' savunmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığını denetlemeye yöneliktir. Eğer taşınmazın değeri gerçekten de 125.000 TL civarındaysa, sanığın bu miktarda bir alacağı olduğuna inanması makuldür ve TCK m. 211 uygulanmalıdır. Dolayısıyla, bu inceleme ceza yargılamasının amacını aşmaz, aksine suçun niteliğini ve sanığın kusurluluğunu doğru bir şekilde belirlemeye hizmet eder. (Bkz: Yargıtay 11. Ceza Dairesi E: 2017/4151, K: 2018/225)