Danıştay 3. Dairesi'nin 2015/11248 E. sayılı kararında, 5604 sayılı Kanun'da düzenlenen 'mali tatil'in vergiyle ilgili dava açma sürelerini durdurmasına rağmen, temyiz başvuru süresini durdurmayacağı belirtilmiştir. Bu kararda varılan sonucu, 'kanunların lafzı ile yorumlanması' (lafzi yorum) ve 'kıyas yasağı' ilkeleri çerçevesinde açıklayınız. Dava açma süresi ile kanun yolu başvuru süresi arasındaki nitelik farkı, bu farklı uygulamanın temelini oluşturabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30825

Danıştay 3. Dairesi'nin 2015/11248 E. sayılı kararı, usul hukukundaki sürelerin yorumlanmasında lafzi yorum yönteminin ve kıyas yasağının önemini göstermektedir. Kararın temelindeki mantık şudur: 1. **Lafzi Yorum ve Kanunun Açıklığı:** 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun, işlemeyecek süreleri sayarken açıkça 'vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri' ifadesini kullanmıştır. Kanun metninde 'kanun yolu başvuru süreleri' veya 'temyiz süreleri' gibi bir ifadeye yer verilmemiştir. Hukukta süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan, istisnaları (durma, kesilme gibi) dar yorumlanır. Kanun lafzında yer almayan bir durumu, yorum yoluyla kanun kapsamına dahil etmek, lafzi yorum ilkesine aykırıdır. 2. **Kıyas Yasağı:** Temyiz süresinin de bir nevi dava açma süresi olduğu düşünülerek, kanundaki düzenlemenin kıyasen temyiz sürelerine de uygulanması düşünülebilir. Ancak usul hukukunda sürelerle ilgili hükümler kamu düzenine ilişkin olup, istisnai niteliktedir. Bu nedenle, bu hükümlerin kıyasa yol açacak şekilde geniş yorumlanması mümkün değildir. Kanun koyucu sadece 'dava açma süresini' düzenlemiş, temyiz süresini bunun dışında tutmuştur. 3. **Nitelik Farkı:** Dava açma süresi, bir uyuşmazlığın ilk defa yargı önüne taşınmasıyla ilgilidir ve genellikle mükelleflerin mali müşavirlerine en yoğun ihtiyaç duyduğu döneme denk gelir. Kanunun gerekçesi de bu meslek mensuplarını rahatlatmaktır. Temyiz süresi ise, zaten yargılaması yapılmış bir karara karşı gidilen bir kanun yoludur ve nitelik olarak dava açmaktan farklı bir aşamayı ifade eder. Bu nitelik farkı da kanun koyucunun neden sadece dava açma süresini düzenlediğini açıklayabilir. Sonuç olarak Danıştay, kanunda açıkça öngörülmeyen bir durumu yorum veya kıyas yoluyla yaratamayacağı, hak düşürücü sürelerin dar yorumlanması gerektiği ilkesinden hareketle mali tatilin temyiz süresini durdurmayacağına isabetli olarak karar vermiştir. (Bkz: Danıştay 3. Daire E: 2015/11248, K: 2015/8282)